Astral yaparak uyandığım her sabah göğsümde derin bir acıyla uyanıyordum. Bu dünyaya bu kadar ait değilken nasıl oluyor da hala burada yaşayabiliyordum?
Rüyamda gördüğüm kişi kimdi? Benden ne istiyordu? Neden onu bulmam söyleniyordu?
Bu acı gerçekten bu kadar acıtmak zorunda mıydı?
Sorularımı bir kenara koyduğumda kalbimin acısını daha çok duyuyordum sanki... O acıyı duymamak için sürekli sorguladım, aradım durdum...
Ama ne ben ona varabildim, ne o bana varabildi...
Sen o sun, o sensin...
Diye gökyüzünde fısıltıyla gelen bir sesi duyduktan sonra derin bir acıyla açtım gözlerimi.
Ben kimdim? O kimdi?
İki aydır yüzünü bile göremediğim birini rüyalarımda arayıp duruyordum. Sürekli kalabalığın içinde onu bulmaya çalışıyorum, bulduğum an rüyadan uyandırılıyorum...
Madem bulmam istenmiyordu, neden gösteriliyordu?
En son bu soruyu sorduktan sonra uykuya daldığımda, rüyamda bana " bekle, vakit var." Dediler...
Neyin vaktiydi bu? Daha ne kadar bekleyecektim?
Ben nasıl bilebilirdim ki, hayatımın depremi için filizler atıldığını...
🪶
Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.
All Rights Reserved