"Her çizgi bir gizemi, her renk bir yalanı saklardı. Ama en büyük yalan, sığındığım limanın bizzat fırtınanın kendisi olduğuydu."
Gece için hayat; fırçasının ucundaki renklerden, sığındığı romanlardan ve dünyadaki tek varlığı olan abisi Kaan'dan ibaretti. Anneleriyle babalarını kaybettikleri o karanlık günden beri Kaan, onun sarsılmaz kalesi, koruyucu zırhıydı.
Ancak bir gün, tuvalin üzerindeki renkler kararmaya başlar. Kaan'ın gözlerindeki o tanıdık güven yerini tekinsiz bir korkuya bırakırken Gece, abisinin cebinden düşen tek bir isimle sarsılır: Cihangir.
Abisini yutan o koyu gölge, Gece'yi hiç bilmediği, kurallarını buzdan bir adamın koyduğu karanlık bir dünyaya çeker. Gece, abisinin onu korumak için bıraktığı yeri bir sığınak sanırken; aslında etrafı görünmez parmaklıklarla çevrili bir kafese kapatıldığını anlayacaktır.
Güvendiğin dağlar birer birer çökerken, düşmanın kucağı bir sığınak olabilir mi?
Kırılan bir tuvalin üzerinde, kana bulanmış bir kader çizgisi...
All Rights Reserved