Bazen bir insanın dünyası, kıyamet kopmadan çok önce çürümeye başlar.
Haneul için hayat; kaybettiği ailesinin sızısı, sorumsuz bir babanın ilgisizliği ve okul koridorlarında maruz kaldığı ağır zorbalıklardan ibaretti. Yıkık dökük bir evde, açlık ve yalnızlıkla baş başa yaşayan bu genç kız, ruhundaki kırıkları gizleyebilmek için soğukkanlı bir zırh kuşanmıştı. Fakat Haneul, kendi küçük dünyasının çürümüşlüğüyle mücadele ederken, insanlığın da sonunun geldiğinden habersizdi.
Büyük yıkım aniden gerçekleşti. Uygarlık bir gecede çöktü, sokaklar kan gölüne döndü ve şehir, insanlığa ait olmayan devasa, acımasız yaratıkların av sahası haline geldi. Binalara tırmanan uzun pençeler ve karanlığın içinden süzülen kaniçici gözler, geride yaşayan tek bir canlı bile bırakmamaya kararlıydı.
Dünya artık kıyamet sonrası bir cehennemden farksızdı. Haneul, geçmişin acılarını bir kenara bırakıp bu çürümüş yıkımın ortasında hayatta kalmak zorundaydı. Büyüdüğü dünya çoktan yok olmuştu; şimdi ise yeryüzünü ele geçiren canavarların hüküm sürdüğü bu yeni, karanlık çağda nefes almaya çalışacaktı.
All Rights Reserved