"Gitme."
Jean arkasını dönmedi.
Peter birkaç adım gerisinde durmuştu. Üzerindeki kostüm yırtılmış, yüzünde kurumuş kan izleri kalmıştı. Şehrin ışıkları ikisinin de yüzünü yarım bırakıyordu.
"Gitmeyeceğim." dedi Jean.
"Ama az önce gidecektin."
"Evet."
"Niye?"
Jean bu kez ona döndü.
"Çünkü bazen seni ne kadar sevdiğimi hatırlamak, senden ne kadar korktuğumu hatırlamaktan daha kolay."
Peter sustu.
Bu kelime havada asılı kaldı.
Sevdiğimi.
Yıllar boyunca Peter Parker birçok şeyi kaybetmişti.
İnsanları.
Evleri.
Anıları.
Kendinden parçaları.
Ama o gece ilk defa bir şeyi kaybetmekten değil, onu kaybetmemek için ne kadar ileri gidebileceğinden korkuyordu.
Jean ona doğru bir adım attı.
"Bir gün benden nefret edebilirsin."
"Edemem."
"Bunu şimdi söyleme."
"Neden?"
"Çünkü henüz başımıza gelecekleri bilmiyorsun."
Peter gözlerini ondan ayırmadı.
"Sen biliyor musun?"
Jean'in gözleri doldu.
"Hayır."
Sonra elini Peter'ın yüzüne koydu.
"Ama seni tanıyorum."
Peter gözlerini kapattı.
Ve o anda ikisi de geleceğin ne getireceğini bilmiyordu.
Sadece birbirlerinin yanında kalmayı seçtiler.
All Rights Reserved