Karanlık, Seul'ün arka sokaklarını bir sis gibi sarmıştı. Han Jisung, babasının kumar borçları yüzünden hayatının en büyük kumarının tam ortasındaydı. Lee Klanı'nın heybetli malikanesinin soğuk mermer salonunda, dizlerinin üzerinde duruyordu. Ellerindeki kelepçe bileklerini acıtıyordu ama asıl canını yakan şey, hemen karşısındaki antika koltukta bacak bacak üstüne atmış oturan adamın keskin bakışlarıydı: Lee Minho.
Minho, yeraltı dünyasının en genç ve en acımasız lideriydi.
Jisung ise sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunan bir sokak müzisyeniydi.
Babası kaçmıştı ve geriye kalan tek teminat Jisung'un ta kendisiydi.
Ölümcül Teklif
Minho, elindeki kehribar rengi viski bardağını hafifçe salladı. Buz küplerinin cama çarpma sesi, odadaki tek gürültüydü. Yavaşça ayağa kalktı, pahalı İtalyan takım elbisesinin ceketini düğmeledi ve Jisung'a doğru yürüdü. Her adımı, Jisung'un kalbine batan bir iğne gibiydi.
Minho, Jisung'un çenesini sertçe kavrayıp kafasını yukarı kaldırdı. Gözleri, Jisung'un korkudan titreyen ama yine de dik durmaya çalışan gözleriyle birleşti.
"Baban bana çok büyük bir borç taktı, sincap," diye mırıldandı Minho. Sesi pürüzsüz ama buz gibiydi. "Normalde onun canını alırdım. Ama o kaçtı. Şimdi bana söyle, senin bu küçük canın babanın borcunu ödemeye yeter mi?"
Jisung yutkundu, çenesindeki baskıya rağmen geri adım atmadı. "Benim o adamla bir ilgim yok. Ben sadece müzik yapıyorum."
Minho hafifçe gülümsedi. Bu tebessüm ölümcüldü. "Artık yapmıyorsun. Artık bana aitsin. Benim kafesimdeki yeni kuşsun."
Yeni Bir Esaret
Minho arkasını döndü ve korumalarına işaret etti. "Onu üst kattaki odaya kilitleyin. Yarından itibaren benim kişisel asistanım ve... korumam altında olacak. Kaçmaya çalışırsa, ayaklarını kırın."
Jisung odadan çıkarılırken, Minho'nun gözlerindeki o karanlık parılt
All Rights Reserved