BİZ BİZE YETERİZ ❤️🌾
Cihan Albora'nın bu hayatta büyük bir serveti, gösterişli bir konağı ya da banka hesabında birikmiş paraları yoktu.
Ama Alya vardı.
Deniz vardı.
Altı yaşındaki küçük Doruk vardı.
Ve alın teriyle ekip biçtiği birkaç dönüm toprağı...
Cihan ve Alya, iki çocuklarıyla birlikte küçük bir köy evinde mütevazı bir hayat sürüyordu. Sabah güneş doğmadan başlayan tarla işleri, çamura bulanmış ayakkabılar, eskiyen kıyafetler, kimi zaman eksik kalan sofralar...
Yine de o evden kahkaha hiç eksik olmazdı.
Cihan'ın annesi Sadakat Albora oldukça zengindi. İstese oğlunun bütün hayatını bir günde değiştirebilirdi. Fakat Cihan ne ondan para isteyecek ne de yardım almak için konağın kapısını çalacaktı.
Çünkü Cihan'ın tek istediği, karısının ve çocuklarının rızkını kendi emeğiyle kazanabilmekti.
Alya ise hiçbir zaman daha fazlasını istemedi.
Çünkü onun zenginliği, akşam yorgun argın eve dönen Cihan'ın gülümsemesiydi. Deniz'in babasının peşinden tarlaya koşmasıydı. Doruk'un küçücük elleriyle topladığı domatesleri gururla annesine getirmesiydi.
Fakat hayat her zaman yüzlerine gülmeyecekti...
Bazen mahsul telef olacak, bazen para yetişmeyecek, bazen Cihan'ın omuzlarına taşıyamayacağı kadar ağır yükler binecekti.
Ama onlar her seferinde aynı sofranın etrafında yeniden birleşecekti.
Çünkü onların hikâyesi zengin olmanın değil...
Azla yetinmenin, emek vermenin, birbirine tutunmanın ve bütün yoksulluğa rağmen çok sevebilmenin hikâyesiydi.
"Paramız az olabilir Alya... Ama sen ve çocuklarımız yanımdaysanız, benim bu dünyada hiçbir eksiğim yok."
Bir Cihan & Alya hikâyesi...
🌾 Biz Bize Yeteriz ❤️