Bazı topraklar yalnızca vatan değildir.
Bazı kayıplar yalnızca vedayla bitmez.
Açelya Eray, sekiz yaşındayken bir üniformanın ardında babasını kaybetti.
Yıllar sonra, doktor önlüğünü giyip ondan geriye kalan en büyük yaranın izini sürer gibi kendini ülkenin öteki ucunda, Hakkâri'nin dağları arasındaki Çukurca'da buldu.
Buraya geçmişini aramak için gelmemişti.
En azından kendine söylediği buydu.
Onun işi yaraları kapatmak, kanamaları durdurmak ve ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide insanları hayatta tutmaktı. Fakat sınırın gölgesinde bazı yaralar dikiş tutmuyordu. Bazı isimler yıllar geçse de unutulmuyor, bazı ölüler arkalarında cevaplanmamış sorular bırakıyordu.
Ve bir gün, ölümün kıyısındaki bir adamın dudaklarından tek bir kelime döküldü.
"Eray..."
Açelya'nın yıllardır gömdüğünü sandığı geçmişi, o tek kelimeyle yeniden nefes aldı.
Üstelik karşısında yalnızca geçmişinin sırları yoktu.
Gökbörü Timi'nin başında, kuralları insanlardan daha güvenilir bulan Kıdemli Üsteğmen Kutay Taş vardı.
Kutay için Açelya, korunması gereken bir sivilden çok daha fazlası olmaya başladığında; Açelya için de o sert bakışlı asker, uzak durması gereken bir adam olmaktan çıkacaktı.
Fakat kızıl toprağın altında saklanan gerçekler ortaya çıktıkça ikisi de aynı şeyi öğrenecekti:
Bazen bir insanı hayatta tutmak için yarasını kapatmak yetmez.
Önce o yaranın nereden geldiğini bulmak gerekir.
Bir şehidin yarım kalan hikâyesi.
Bir doktorun yıllar sonra eve dönüşü.
Bir askerin korumakla sevmek arasındaki savaşı.
Ve yirmi yıldır susan dağların sakladığı bir sır.
Damarlarında şehidin kanı,
yüreğinde anemonun inadı var.
ANEMON: KIZIL TOPRAK
Bir toprak. Bir miras. Bir yemin.
All Rights Reserved