We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
KAPANMAYAN YARA

KAPANMAYAN YARA

  • WpView
    Reads 120
  • WpVote
    Votes 40
  • WpPart
    Parts 15
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Aug 15, 2026
WpInfo
Fiction
Action and Thriller
Survival
Bazı kapılar açılmaz, sadece aralanır. Leyya için o ev, yıllardır duvarları üzerine yıkılan soğuk bir hapishaneden farksızdı. Her gün biraz daha eksilerek, her gün kendi sesini bastırmaya çalışarak yaşamak... Bir insanın kendi evinde yabancı, kendi ailesinin yanında kimsesiz kalması kaç defa tekrarlanabilirdi? Yanağında patlayan o son tokat, sadece bir can acısı değildi; Leyya'nın içindeki son bağı koparan soğuk bir giyotindi. O gece, arkasında bir enkaz ve gözü yaşlı bir kardeş bırakarak o kapıdan dışarı adım attığında geriye dönüş yoktu. Cebinde birkaç yüz lira, sırtında tek bir çanta ve kalbinde kapanmayan bir yarayla geceye karışan bir genç kızın; özgürlükle bilinmezlik arasında kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi. Çünkü bazen kaçmak bir zayıflık değil, hayatta kalmanın tek yoludur.
All Rights Reserved
#1
özgürlük
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Gülzar-ı MiR
  • Alya Soykan | Gerçek Ailem
  • Okyanus'un Kül'ü
  • PUSU
  • Yankı.  #milbar°
  • VOLKOV: BUZ VE KAN (+18)
  • 𝐊𝐈𝐙𝐈𝐋 𝐊𝐀𝐎𝐒 "𝓽𝓮𝔁𝓽𝓲𝓷𝓰 "
  • Kayıp Bordo Bereli
  • Mafya Boy Aile
  • KARANLIK KANATLAR

İki farklı dağ, iki ayrı aşiret... Birinde yatağa mahkûm bir adam: Mirza Altunhan. Diğerinde narin ama dimdik duran bir kadın: Gül Karahanlı. Aşiret töresinin ağır gölgesinde ve geçmişin kanlı hesaplarıyla şekillenen bu evlilikte Gül, abisinin işlediği affedilmez bir günahın bedelini kendi hayatıyla ödemek zorunda kalır. Mirza ise yıllar önce geçirdiği felaket bir kazanın ardından yatağa mahkûm olan, sesi susmuş ve yürüyemez hale gelen bir adamdır; ancak sesi çıkmasa da her şeyi anlatan gözleri, ilk andan itibaren Gül'ün ruhuna dokunur. İntikam ve zorunlulukla başlayıp zamanla derin bir şefkatle büyüyen bu beraberlik, tek bir söz bile söylenmeden gözlerle yazılan suskun bir aşk hikâyesine dönüşür. Gül başta Mirza'ya yalnızca merhametle yaklaşsa da zaman geçtikçe onun bakışlarındaki kırılmışlığı, yüreğindeki sessiz çığlığı ve unutturulmaya çalışılan o umudu hissetmeye başlar. Şefkatle kanatlanan bu aşk, zamanla sadece iki kırık yüreği iyileştirmekle kalmayacak, birbirine düşman iki aşiretin de kaderini yeniden yazacaktır. "Bir insan ne zaman gerçekten hayatta kalırdı; bedeni iyileşip ayağa kalktığında mı, yoksa yalnızlığına ve kalbine bir başkası dokunduğunda mı?" YAZAR NOTU! Bu hikâyenin başlangıç kurgusunda; berdel, aşiret düzeni ve engelli bir ağa gibi bazı ortak anlatı unsurları bulunabilir. Bu unsurların benzerliği bilinçli olarak saklanmamaktadır. Ancak hikâyenin ilerleyen bölümleri, karakterlerin geçmişleri, ilişkileri, çatışmaları ve olayların gelişimi kendi kurgusuna göre oluşturulmuştur.Yani Gülzar-ı MİR'in olay örgüsü ve karakter gelişimi tamamen kendi kurgusuna sahiptir." Bu nedenle eseri tek bir benzer olay veya ortak tema üzerinden değerlendirmek yerine, hikâyenin bütünüyle ele alınmasını rica ediyorum. İyi okumalar. ♡

More details
WpActionLinkContent Guidelines