"Kader, kaçtığın yere seni diz çöktürerek geri getirir."
Yavuz için Dilan, hiç dokunamadığı ama kokusunu ezbere bildirdiği en ağır imtihanıydı. Onu bir başkasının eşi olarak görmektense ölümü yeğleyip gitmişti Mardin'den.
Ama kanla yazılan yazılar, gözyaşıyla silinmiyordu.
Düşman kurşunları Tarık'ın göğsünü delip geçtiğinde, koca bir aşiret sessizliğe gömüldü. Dilan, kucağındaki minik Ömer'le fırtınanın ortasında yapayalnızdı. Aşiretin katı kuralları leş kargaları gibi tepesinde dolanırken, o konağa bir gölge gibi çöken adam dengeleri değiştirdi. Yavuz geri dönmüştü.
Bir yanda intikam yemini eden düşman aşiret, diğer yanda törenin acımasız baskısı... Ve hepsinin ortasında; birbirine bakmaya bile korkan, ama kaderin aynı kadere zincirlediği iki insan.
Yavuz, Dilan'ın gözlerindeki korkuyu silmek için kanının son damlasına kadar savaşmaya hazır. Fakat kalbindeki o devasa yarayı sarabilecek mi?
Aşkın, intikamın ve törenin kesiştiği o bıçak sırtında; yangın mı galip gelecek, yoksa küllerinden doğan bir sevda mı?
Todos los derechos reservados