HER TAŞIN BİR SAHİBİ VARDI.
AMA ŞAH'IN SAHİBİ, HEPSİNİN EFENDİSİYDİ.
Moskova'nın karanlık yüzünde, devletlerin bile adını fısıldamaktan çekindiği bir örgüt vardı: Zetmeniye.
Zetmeniye, insanları taşlarla yönetirdi.
Piyonlar, kaleler, atlar, filler ve vezirler... Her taş, örgütün içindeki bir gücü temsil eder; her insan, kendisine verilen role itaat ederdi. Ancak bütün taşların üzerinde yalnızca biri hüküm sürerdi.
Şah.
Şah taşının sahibi, Zetmeniye'nin tamamına hükmederdi.
MİT'in en başarılı ajanlarından Yasmin Arslan, dünyanın en tehlikeli suç örgütü Zetmeniye'nin içine sızmak ve Şah'ın sahibi Dmitri Volkov'u devirmek için Moskova'ya gönderildiğinde, bu oyunun yalnızca bir istihbarat operasyonu olduğunu düşünüyordu.
Ta ki Vera adını taşıyan yeni kimliğiyle Zetmeniye'nin Veziri Vladmir Volkov'un karşısına çıkana kadar...
Vladmir, dünya satranç şampiyonuydu.
Yıllardır kimse onu tahtanın başında yenememişti.
Ta ki Vera karşısına oturup, onun şahını birkaç hamlede köşeye sıkıştırana kadar.
Vladmir o gece yalnızca bir satranç oyununu kaybetmedi.
Vera'ya ilk görüşte âşık oldu.
Fakat Vera'nın bilmediği bir şey vardı.
Vladmir'in amacı da babası Dmitri'yi devirmek ve Şah taşını ele geçirerek Zetmeniye'nin yeni hükümdarı olmaktı.
İki taraf da birbirine yaklaşırken, ikisinin de kendi hesabı vardı.
Vera, Şah'a ulaşmak için Vezir'i kullanıyordu.
Vladmir ise Şah'a ulaşmak için Vera'yı hayatına sokuyordu.
Ancak Zetmeniye'nin yüzyıllardır sakladığı bir sır vardı.
Şah taşı uğursuzdu.
Söylenceye göre Şah'ı eline geçiren herkes, zamanla onun karanlığı tarafından ele geçirilirdi.
Güç, hırsı doğurur.
Hırs, ihaneti.
İhanet ise ölümü.
Ve şimdi Şah tahtasında yalnızca iki oyuncu yoktu.
Bir tarafta intikamı için Moskova'ya gelen bir ajan...
Diğer tarafta babasının tahtına göz dike
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang