SİYAH, HER ZAMAN BEYAZI YUTAR.
Dans, en büyük tutkusuydu. Seneler geçerdi ama o asla vazgeçmezdi; hayat ona durmayı değil, yıkılırken yeniden ayağa kalkmayı öğretmişti. Hayatını seviyordu, gülmeyi seviyordu ama aynı zamanda ölmek istiyordu. Çünkü o; gündüze mahrum, geceye mahkumdu.
Güneş doğmadan evde olmalıydı. Pencereler kalın fon perdelerle sımsıkı kapalıydı; ışık görmeyen bir evde, karanlığa mahkum bir yaşam...
Ay gibi soğuk.
Güneş gibi sıcaktı...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang