Hep Karadeniz'in yuttuğu sevdaları konuştuk. Peki ya, Ege'nin yeşil topraklarında olmasına rağmen solmaya mahkum edilen kalpler?
Vebal...Yaratıcı'nın insan vicdanına yüklediği en ağır yük. Vebal alınmaz derler. Vebal, insana sofrasındaki ekmeği zehir, kucağındaki çocuğu katil, dudağındaki tebessümü hüzün ederdi.
Vebal insana evini mezar, yarinin kucağına yasak ederdi.
Her adımda seninle gelir, azapların en büyüğünü yaşatırdı. Boynundaki urganı her geçen gün sıkar, iziyle övünürdü.
Yutkundukça ağırlaşır, ağırlaştıkça boğardı.
Acı soyut derlerdi. Hayır, acı şu hayattaki en somut gerçekti. Somutlaşır, somutlaşır...insanın boğazına yumru olurdu.
Ve Ege yutardı hepsini. Öyle bir yutardı ki hem de... Gömdüğü kara sevdaların üzerini yeşil örtüyle süsler, papatyalar ekerdi. Her dalgada ise bir feryat, bir nefes gizlenirdi.
"Deli öfkem, kara sevdam..A benim Nazlı, gözü bal yarim."
All Rights Reserved