FAKİRHANEMİZE HOŞ GELDİNİZ.
Buraya Suadiye'nin ışıklı bulvarlarından, şampanya kadehlerinin ışıltısından geçerek geldik. Ama kapıdan içeri adım attığınız an o parlak dünyayı dışarıda bırakın. Çünkü bu hikaye sadece bir "zengin kız-fakir oğlan" masalı değil.
Bu; bir gecede dünyası başına yıkılan bir kızın, kırılan kanatlarıyla Fikirtepe'nin tozlu ve delikanlı sokaklarına çakılışının hikayesi.
Bir yanda; psikolojisini, ailesini ve geçmişini bir silah gibi şakaklarında hisseden, takıntının sınırlarında gezinen zengin bir geçmiş: Batur.
Diğer yanda; bal rengi gözlerinin arkasında fırtınalar saklayan, mahallenin raconunu da merhametini de omuzlarında taşıyan, gülümsediğinde yanağında derin bir uçurum açılan bir dağ ayısı: Asaf.
Ve tüm bu iki ateş arasında, ailesini korumak için kendi karanlığına gömülen, sivri diliyle hayata direnen Açelya...
"İki ateş arasında, incecik bir tahta çubuğun üzerinde yürüyordum. Altım sonsuz bir uçurumdu ve düşsem, kimsenin elimden tutmayacağını biliyordum. Ta ki o bal rengi gözlerle karşılaşana kadar..."
Mahalle raconu, buram buram dostluk, hırslı iddialar, tutkulu ve çekişmeli bir aşk, geçmişin karanlık gölgeleri ve her şeyden önce insanın kendini bulma mücadelesi...
Kemerlerinizi bağlayın, Fikirtepe'de şenlik var!
Keyifli okumalar! Yorumlarda ve oylarda buluşalım, bakalım siz hangi tarafta durabileceksiniz? 🎈✨
Todos los derechos reservados