Herkesin sakladığı bir şey vardır.
Bazıları ise sakladığı şeyle yaşamayı öğrenir.
Neyra Arven, insanların düşündüğünden çok daha fazlasını içinde taşıyan genç bir kadındı.
Dışarıdan bakıldığında sakin, mesafeli ve hayatını kontrol altında tutan biri gibi görünüyordu. Çocuklarla çalışıyor, işine gidiyor, eve dönüyor ve hayatını fazla değiştirmeden yaşamaya devam ediyordu.
En azından herkesin gördüğü kısmı böyleydi.
Neyra'nın kimseye anlatmadığı, hatta kendisine bile itiraf etmekten kaçındığı bir sırrı vardı.
Bu yüzden insanların bakışlarından kaçıyor, bazı soruların sorulmasından korkuyor ve kendisini olduğu haliyle kabul etmekte zorlanıyordu.
Sonra bir gün, çalıştığı eski çocuk merkezinin restorasyona girmesiyle hayatına Miran Alaz girdi.
Miran, insanları konuşmalarından çok davranışlarıyla tanıyan bir mimardı. Sessizdi. Mesafeliydi. Ve çoğu insanın gözden kaçırdığı ayrıntıları fark edecek kadar dikkatliydi.
Neyra'nın en son ihtiyacı olan şey ise birinin onu gerçekten fark etmesiydi.
Çünkü bazı sırlar anlatılmaktan değil, fark edilmekten korkar.
Ve Miran, Neyra'nın saklamaya çalıştığı şeyleri yavaş yavaş görmeye başladığında, Neyra'nın yıllardır kurduğu bütün duvarlar çatlamaya başlayacaktı.
Belki de asıl mesele birinin seni sevmesi değildi.
Asıl mesele, bütün kusurlarınla birlikte görüldüğünde hâlâ kendini sevebilecek misin?
Neyra'nın hikâyesine hoş geldin.
Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez.
Bazıları, kendimizden sakladığımız gerçeği bize göstermek için gelir.
All Rights Reserved