PİKSELLER VE KEMİKLER
Yaşadığın hayatın bir oyun olduğunu öğrensen, ilk kimi suçlardın?
Mattias'ın bilgisayarında ortaya çıkan oyun, sıradan bir hayat simülasyonu değildir.
Çünkü oyundaki evler gerçektir.
İnsanlar gerçektir.
Ve oyunda gerçekleşen bazı şeyler, daha sonra gerçek hayatta yaşanmaktadır.
Mattias bunun tesadüf olmadığını fark ettiğinde, yeni komşusu Derek'in de aynı oyunu gördüğünü öğrenir. İkisi, Mattias'ın çocukluk arkadaşı William'ı da işin içine katınca üçü kendilerini cevaplardan çok soruların olduğu bir oyunun içinde bulur.
Oyun onları mı izlemektedir, yoksa onlar mı oyunun içindedir?
Her yeni bölüm, hayatlarından bir parçayı önceden gösterir. Her seçim, başka bir ihtimali doğurur. Fakat ekranda görünen gelecek değiştirilebiliyorsa, hangisinin gerçek olduğunu anlamanın bir yolu var mıdır?
Üç arkadaş, oyunun kurallarını çözmeye çalışırken aralarındaki bağlar da değişmeye başlar. Güven, kıskançlık, dostluk ve söylenmemiş duygular birbirine karışırken, ekranın ardında onları izleyen başka bir şey olduğunu fark ederler.
Bir oyun.
Üç hayat.
Ve kim olduğu bilinmeyen bir gözlemci.
Belki de en korkutucu soru, oyunun geleceği bilmesi değildir.
Belki oyun, geleceği onların seçimleriyle yazıyordur.
Bazı oyunlar oynanmaz.
Bazıları yaşanır.
Tüm hakları saklıdır