Bazı kuşlar uçar.
Bazıları iner.
İnenler, gökyüzünü bırakmış sayılmaz. Sadece yere borçlanır. Yer de borcu unutmaz. Yağmurla hatırlar, limanla hatırlar, bir isimle hatırlar.
Bu şehirde o isim Lester'dır.
Tabelada temiz durur. Avluda gülümser. Bağış broşüründe altın çizgi olur. Gece olunca aynı çizgi başka bir şeye döner. Kâğıt incelir. Ses kısılır. Birileri "aile" der. Birileri susar. Susmak, bu evde barış değildir. Sayımıdır.
Raven Lester küçük oğuldur.
Dört kardeşin sonuncusu.
Seçilmiş karga.
Bırakan karga.
Savaştan değil, kendinden yoruldu. Mühürü masaya bıraktı. Listeyi yaktı. Yağmura çıktı. Dönüp bakmadı. Bakan kalırdı.
Şimdi son sınıf öğrencisi gibi yürüyor. Deftere kapı sayısı yazıyor. Kahveyi geç teşekkür ediyor. Bir kız ona gülüyor. Gülüş kısa. Gülüş tehlikeli. Çünkü Raven'ın korkusu silah değil. Bağlanmak.
Elara Voss meraklı. Masum sandığı şey, aslında bakmaktır. Bakmak, bu şehirde ücretsiz değildir. Hele Lester yazan bir broşüre bakmak.
Arkada bir baba susuyor. Crow Lester. Eşi Clara resmen hastalıktan gitti. Resmi olan şeyler, bu evde en temiz yalandır. Crow susuyor diye ev durmuyor. Büyük oğul gülümsüyor. Ortanca bekliyor. Üçüncü yazıyor. Sadık adam telefonda "patron" dememek için dilini ısırıyor.
Kampüs şenlik afişi asıyor.
Liman örtü seriyor.
İkisi aynı sabah olabiliyor.
Bu hikâye tahtın hikâyesi değil.
Tahtı bırakanın hikâyesi.
Bırakınca bitmez.
Bırakınca isim incelir.
İnce isim, kâğıtta durur.
Kâğıt ıslanır.
Karga uçmaz.
Karga iner.
Yere inen her şey, bir gün yerin altından çağrılır.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang