YAZGIYA KARŞI

YAZGIYA KARŞI

  • WpView
    Reads 1
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Sep 10, 2026
WpInfo
Fiction
Historical
17th Century
War and Military
Neslişah Aktekin, yirmi yaşında sıradan bir genç kızdı. Ta ki bir gün kendisini, yalnızca tarih kitaplarından bildiği bir çağın içinde bulana kadar. Üstelik geldiği dönem, kadınların sözünün çoğu zaman erkeklerin kararlarının gölgesinde kaldığı, tahtların kılıçlarla korunduğu ve bir hükümdarın verdiği tek kararın binlerce insanın kaderini değiştirebildiği bir dönemdi. Fakat Neslişah'ın geçmişe düşmesinin asıl sebebi çok daha büyük bir sırdı. Karşısındaki adam, tarih kitaplarında yıllar önce okuduğu Alpkan Ulukurt'tu. Yirmi dokuz yaşında tahta çıkan, babasının ölümünden sonra Ulukurt Hanedanı'nın başına geçen ve sertliğiyle bütün ülkeye korku salan hükümdar. Neslişah onun kim olduğunu biliyordu. Daha da önemlisi... Nasıl öleceğini biliyordu. Tarihe göre Alpkan Ulukurt, kurulmuş bir pusuda hayatını kaybedecek ve onun ölümünden sonra Ulukurt Hanedanı'nın kaderi değişecekti. Neslişah'ın görevi yalnızca geçmişte hayatta kalmak değildi artık. Bir hükümdarın ölümünü engellemekti. Fakat tarihin akışına müdahale etmek sandığı kadar kolay değildi. Çünkü Alpkan Ulukurt, kendisine yalan söyleyenleri affetmeyen bir hükümdardı. Ve Neslişah'ın sakladığı sır, onun hayatını değiştirebilecek kadar büyüktü. Bir kadın geçmişe düştü. Bir hükümdarın kaderini öğrendi. Ve tarih ilk kez karşısında ona boyun eğmeyen birini buldu. Ya yazılan kader değişecekti... ya da Neslişah, Alpkan'la birlikte tarihin sayfalarında kaybolacaktı...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Güneşin Ağıdı
  • POSTA KUTUSU
  • Kara Peçe
  • Atları Bağlayın
  • BOZKIRIN ZAMANI
  • Hayat Ağacı
  • zamansız ruh
  • Mühr-ü Kader
  • Gül-i Saltanat
  • Mühürlü Harabe

Bu kitap, modern hayatın içinde sıkışıp kalmış bir ofis çalışanının, geçmişte bir Wei prensesi olarak gözlerini açmasını anlatıyor. Tabii kader buna izin verirse. Nevin, yirmi sekiz yıllık hayatı boyunca kendini hiçbir yere ait hissedememiştir. Beton duvarların arasında, floresan ışıkları altında çalışırken ruhunun aslında doğaya ait olduğunu bilir; fakat hayat şartları onu sevmediği bir ofiste yaşamaya mecbur bırakır. Günleri birbirinin aynı geçerken içinde büyüyen boşluk hissi giderek dayanılmaz hâle gelir. Kanlı dolunayın gökyüzünü kızıl renge boyadığı bir gece, eski bir kitapta karşılaştığı geçmiş yaşam ritüelini denemeye karar verir. Amacı yalnızca geçmişte kim olduğunu görmek değildir. Fakat ritüel gerçekleştiğinde Nevin yalnızca bir rüya görmez. Gözlerini, siyasi bir evlilik uğruna bozkıra gönderilmiş bir Wei prensesi olarak açar. Entrikalarla dolu yabancı bir obada, savaşçıların ve törelerin arasında hayatta kalmaya çalışırken tek bir amacı vardır: Hiçbir şey yapmamak! Ne evlenmek zorunda olduğu, sertliğiyle nam salmış kağanın dikkatini çekmek... Ne de karısının ve kıskanç cariyelerinin hedefi olmak istiyordu. Peki başarılı olabilecek miydi?

More details
WpActionLinkContent Guidelines