"İnsan bir şehre küsebilir, bir insana, hatta koca bir ömre küsebilir. Ama bir renge küsmek... Bunun nasıl bir delilik olduğunu yalnızca ruhu aynı yerden çatlamış olanlar anlar."
2016'nın kavurucu bir ağustos gecesinde, Sakarya'daki bir tekstil atölyesinin tozu ve gürültüsü arasında başlayan bu hikâye; yüz kırk kilometre ötedeki İstanbul'da, gölgelerin arkasına saklanan bir çift mavi gözün ekrana düşmesiyle alevlendi. Biri makinelerin ve gece vardiyalarının yorgunluğunu taşıyan on sekizinde bir genç, diğeri dünyaya ve insanlara karşı yüksek duvarlar örmüş on altısında bir kızdı. Birbirlerinin sesine sığınarak, henüz yan yana gelmeden sevgili oldular; mesafenin kilometrelerle değil, takvimlerden çalınan emanet saatlerle ölçüldüğü bir aşka tutundular.
Otogar peronlarında bırakılan telaşlı vedalar, otoyol kenarlarında tükenen geceler ve ekran ışıklarında büyüyen sessizlikler... Sakarya ile İstanbul arasında gerilen o görünmez çelik halat koptuğunda, geriye ne deniz kalacaktı ne de gökyüzü.
Maviye Küsen Adam; bir kavuşmanın değil, mesafenin ve zamanın dişlileri arasında yavaş yavaş eksilen, bir zamanlar hayat bulduğu o büyüleyici renge sonunda sırtını dönmek zorunda kalan bir adamın gerçek ve çatlamış itirafıdır.
All Rights Reserved