Yalnızca yaşamak için yaşanabilir miydi? Yumruğu kalbinin tam ortasında hissetmeden, gölgelerden korkmadan, düpedüz, öylesine... Toprağı koklamadan, hiç aşık olmadan, göz yaşlarının değerini bilmeden, öylesine sade öylesine bomboş... Kuralların bu kadar basit olduğu bir oyunda kazanmak ne kadar mühim olabilirdi ki? Bir üst adıma çıkmak için seni ne teşvik edebilirdi? İşte bir anda karar vermiştim. Oyunu bir tık daha zorlaştırmaya. Kendim için, hayatım için ve bir de onun misafirleri için... Katılmak cesaret isteyecekti benim oyunuma. Çünkü herkesin rolü büyük olacaktı. Piyonları yenen atlar, her birini yalayıp yutan kaleler, tarihin derin sularına karışmıştı artık. Bu oyunda hayatıma dahil olan herkes, yalnızca şahtı !
All Rights Reserved