TÖRE
  • WpView
    Reads 625,904
  • WpVote
    Votes 20,423
  • WpPart
    Parts 47
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Aug 28, 2017
Cemre TUNA : 22 yaşındayım.mardinde doğdum ancak istanbulda yaşıyorum babam mardinden törelerden aşiretten beni hep uzak tutmaya çalışmıştı çünkü bir kızını töre kurbanı olarak ölmüştü. Ben ise en son mardine 20 yaşımda düğünümde terk edilmem üzerine hiç gitmedim babamda istanbulda okumam ve şirketin başına geçmem için beni hep destekledi çünkü beni töre kurbanı yapmayacağını düşünüyordu ama olmadı.... İstemediğim hiçbir şeye mahkum edilmeyen biriydim ama ilk defa seçim şansım olmadan kan davası son bulsun diye töreye mahkum edildim.... Demir HAZNEDAR: 23 yaşındayim mardinde doğdum istanbulda yaşıyorum.duygu Ablamın ölümünden sonra mardine hiç gitmedim ordan hep nefret ettim kan davalarından nefret ettim babamlarda ablamın ölümünden sonra istanbula taşındılar ancak mardinde kalan kan davası bizi yine içine mahkum etti ablam kan davası yüzünden ölmedi bunu ailemle biliyorduk ancak aşiret bunu hep kan davası kabul etti ve kan davasının bitmesi için hiç tanımadğım biriyle törelerden dolayı Zorunlu bir evliliğe mecbur kaldım
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • Halısaha |texting
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines