İnandım

İnandım

  • WpView
    Reads 68
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Jun 24, 2015
Bazen umutlar tükenir artık herşey bitmiştir ve sonun geldiğine inandığınızda başlangıç sizi o derin maviden kıyıya atar .işte o zaman dersiniz tamam mutluyum. mutlu olmak için hep bir sebep ararsınız ve o sebep sizden hep uzaktadır senelerce hayaller dolu gecelerce onu beklersiniz ama o yoktur ufak şeylerden umutlanır hale geldiğiniz bir sabah o çıkar karşınıza ... Belki artık fazla şüphecisinizdir ama aşk şüpheye yer vermez kaplar tüm kalbinizi ve artık başka duygulara yer yoktur ruhunuzda... İşte bu hikayede kendinizi bulabileceksiniz belki de bulamayacaksınız ama sizi etkileyen belki de keşke dedirten yerler olacak ,herşey gelişigüzel...mutlu olmak için atılan adımlara tanıklık edeceğiz .hepimizin kitabı olacak bu kitap.karakterlerin, yerlerin ,olayların, herbirimizin hayatının bir kesitinden ...zaten çoğumuz öyle değilmiyiz hayatımı yazsam roman olur demiyormu çoğumuz... belki de bu hikayede hayatımiz roman değilde romanımız yeni hayatlar bulur ne dersiniz?..
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • ASENA
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Gözler Aynı Sen
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN (Askıda)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines