Story cover for Gökyüzünü öpmek mümkün by ihc1919
Gökyüzünü öpmek mümkün
  • WpView
    Reads 3,179,064
  • WpVote
    Votes 15,941
  • WpPart
    Parts 200
  • WpView
    Reads 3,179,064
  • WpVote
    Votes 15,941
  • WpPart
    Parts 200
Complete, First published Jul 08, 2015
Esma-ul Hüsna
(GÂYBNÂME) 

Öpebilirseniz eğer dualarla gökyüzünü,
Yarın bambaşka bir Güneş doğacaktır üstünüze...
En büyük yükselişleriniz dua,
Tek inişleriniz Rabb'e olan secde olsun.
Ve
Her daim Allah'ın selamı üzerinize olsun.
Amin...
All Rights Reserved
Table of contents
Sign up to add Gökyüzünü öpmek mümkün to your library and receive updates
or
#27119
Content Guidelines
You may also like
Gölge Gelin by yildizaskindan
10 parts Ongoing
--- Bazı kız çocukları sessiz doğar. Bazılarıysa, susturulmak için doğar... Elira, köyün dışına bile adım atmamışken, kendi hikâyesinin kahramanı olamayacağını çoktan öğrenmişti. Bir gün, hiç tanımadığı bir adamın gözleri önünde "karşılık" olarak sunuldu. Sebep? Dayısının can borcu. O günden sonra, Elira artık sadece bir "kız" değil... bir "bedel"di. Birilerinin yaptığı hataların, sustuğu sırların ve geçmişin kanla yazılmış bedeliydi. Azran ise o sessizliğin içinden çıkan gölgelerden biriydi. Soğuk, mesafeli, hesaplaşılmamış bir geçmişin taşıyıcısı... Elira'nın gözlerine bakmayan, geçmişi kan kokan bir adam... ...Ve Elira, o gözlerin içine baktığında, sadece kendini değil, sessizce gömülmüş nice kız çocuğunun kaderini de gördü. Bir ev... ama yuva değil. Bir adam... ama eş değil. Ve bir hayat... ama onun olmayan. Her sabah sessizliğini giyip Azran'ın karanlığına adım atarken, Elira içten içe bir şeyin değişmesini beklemedi. Beklemek lükstü. Hayal etmek ise tehlikeli. O sadece hayatta kalmaya çalıştı. Ama bir kadının içine gömdüğü suskunluk, bir gün duvarlardan taşar... Ve bazı hikâyeler, tam da oradan başlar. Ben bir oyuncaktım. Rafine edilmiş bir zarafetin, ağırbaşlı bir teslimiyetin içine sıkıştırılmış, ruhu susturulmuş bir cam bebek. Kırılmaya korkan değil, zaten çoktan çatlamış olanlardan. Azran... O, kendini hiç açıklamadı. Gözlerinin içinde öyle derin bir yorgunluk vardı ki... Sanki yüz yıl boyunca sevdiği herkesi mezara koymuş da, hâlâ hayatta kalmaya çalışıyordu. Bana dokunmadı. Ama gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Suskunluğuyla sarıp sarmaladı beni. O bile ne yapmak istediğini bilmiyordu belki. Dayım bir hayat karşılığında benimkini verdi. Ve ben boyun eğdim. Çünkü o gün isyan etseydim, kimse dinlemezdi. Bugün ise isyan etmeye gücümyok.
You may also like
Slide 1 of 10
Gölge Gelin cover
DÖNEMEÇ (✔️) cover
Mavi Gözlü Dev "TAMAMLANDI" cover
HRİDAYEŞ cover
🔖ANNEMİN DİYARI cover
SENSEDİM cover
Sonradan Gelen | Texting  cover
ibrâhim ayçiçeği için sakladığı taşı yangının ortasına atmış cover
ASİSTAN (Texting) cover
BEDEL cover

Gölge Gelin

10 parts Ongoing

--- Bazı kız çocukları sessiz doğar. Bazılarıysa, susturulmak için doğar... Elira, köyün dışına bile adım atmamışken, kendi hikâyesinin kahramanı olamayacağını çoktan öğrenmişti. Bir gün, hiç tanımadığı bir adamın gözleri önünde "karşılık" olarak sunuldu. Sebep? Dayısının can borcu. O günden sonra, Elira artık sadece bir "kız" değil... bir "bedel"di. Birilerinin yaptığı hataların, sustuğu sırların ve geçmişin kanla yazılmış bedeliydi. Azran ise o sessizliğin içinden çıkan gölgelerden biriydi. Soğuk, mesafeli, hesaplaşılmamış bir geçmişin taşıyıcısı... Elira'nın gözlerine bakmayan, geçmişi kan kokan bir adam... ...Ve Elira, o gözlerin içine baktığında, sadece kendini değil, sessizce gömülmüş nice kız çocuğunun kaderini de gördü. Bir ev... ama yuva değil. Bir adam... ama eş değil. Ve bir hayat... ama onun olmayan. Her sabah sessizliğini giyip Azran'ın karanlığına adım atarken, Elira içten içe bir şeyin değişmesini beklemedi. Beklemek lükstü. Hayal etmek ise tehlikeli. O sadece hayatta kalmaya çalıştı. Ama bir kadının içine gömdüğü suskunluk, bir gün duvarlardan taşar... Ve bazı hikâyeler, tam da oradan başlar. Ben bir oyuncaktım. Rafine edilmiş bir zarafetin, ağırbaşlı bir teslimiyetin içine sıkıştırılmış, ruhu susturulmuş bir cam bebek. Kırılmaya korkan değil, zaten çoktan çatlamış olanlardan. Azran... O, kendini hiç açıklamadı. Gözlerinin içinde öyle derin bir yorgunluk vardı ki... Sanki yüz yıl boyunca sevdiği herkesi mezara koymuş da, hâlâ hayatta kalmaya çalışıyordu. Bana dokunmadı. Ama gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Suskunluğuyla sarıp sarmaladı beni. O bile ne yapmak istediğini bilmiyordu belki. Dayım bir hayat karşılığında benimkini verdi. Ve ben boyun eğdim. Çünkü o gün isyan etseydim, kimse dinlemezdi. Bugün ise isyan etmeye gücümyok.