Story cover for FRAGMAN by sulehidir
FRAGMAN
  • WpView
    Reads 4,695
  • WpVote
    Votes 669
  • WpPart
    Parts 8
  • WpView
    Reads 4,695
  • WpVote
    Votes 669
  • WpPart
    Parts 8
Ongoing, First published Jul 09, 2015
Her gece rüyalarınızda ertesi günün fragmanını yaşasanız?
                
Rüyalarınız sizin gününüzü aydınlatsa?
                
Hayata daha mı güvende başlarsınız?
Yoksa köşe bucak kaçar mısınız?
                
Hiçbir şey şaşırtmasa sizi , her şeyi biliyor olsanız?
                
 Acı çekeceğinizi bile bile o güne uyanır mısınız?
                
Peki ya kader?
                
Her şeyi bilmenize rağmen gelecek olanı değiştirebilir misiniz?
                
Peki  ya o gün geldiğinde , hayatınızın miladı karşınıza  çıktığında , rüyalarınız bile sizi terk ettiğinde olacak olana karşı çıkabilir misiniz?
                
                
                
" Asla uyanmak istemeyeceğim bir uykuya daldım,ondan sonra kabuslarımdan kurtulamadım. "
                
 " Bilseydim hayatın bana böyle bir laneti bahşedeceğini tüm sebepleri ortadan kaldırırdım. "
                
 " Orada öylece dikiliyordu,gözleri boşlukta ve hep nemli...Saatlerce ve hatta günlerce  düşündüm durdum bir türlü bulamadım.Bulsaydım,miladı olmaz mıydım?
                
Yoksa hala olabilir miyim? "
                
" Ömrüm acıları tüketmekle geçti.Kendiminkiler yetmedi başkalarının ıstıraplarını da doldurdum heybeme.Sonra o geldi,tuttu heybemden...Şimdi bekleme vakti;ya o heybeyi kaldırıp çöpe atacak ya da beraber yükleneceğiz tüm kederleri. " 
                
                
       Bu bir sona varış hikayesi,belki de hiç varamayıp girdapta savrulmanın laneti.
All Rights Reserved
Sign up to add FRAGMAN to your library and receive updates
or
#706bilinmeyen
Content Guidelines
You may also like
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
56 parts Ongoing
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  by ozanakbabaxz
53 parts Ongoing
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
You may also like
Slide 1 of 10
𝐀𝐍𝐊𝐀 𝐊𝐔𝐒̧𝐔 𝐃𝐄𝐒𝐓𝐀𝐍𝐈  cover
CÜDA VİSALİ / GERÇEK AİLEM  cover
SOYADINDA ZİNCİR cover
Hata cover
YARALASAR(Kitap Oldu) cover
Mardin'de Bir Sır cover
ÂFİTAP cover
Cansız Manken (+18) cover
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
5. seviye cover

𝐀𝐍𝐊𝐀 𝐊𝐔𝐒̧𝐔 𝐃𝐄𝐒𝐓𝐀𝐍𝐈

23 parts Ongoing

Mardin'in zalim kaderine hapsolmuş ağası Cihan, şarkıcı hayallerini bir kurşunun gölgesinde, ilk aşkının anısını ise kalbinde mühürledi. Hayatı boşluktan ibaretken, Kanada'dan gelen abisinin dul eşi Alya ile mecburiyet evliliğine zorlandı. Alya'yı koruma yeminiyle, ona bir eziyet çekercesine dokunmaya kıyamıyordu. ​Fakat en derin yaralar, en tutkulu aşkı doğurdu. Cihan'ın vicdan azabı, Alya'ya duyduğu yakıcı sevdaya yenildi. Kalbi, "Tek aşkım ve bütün kalbimle seviyorum" diye haykırırken, Anka Kuşu misali, sayısız engel ve zorunlu vedadan sonra hep yeniden bir araya geldiler. Tam mutluluğu yakaladıklarını sandıkları an, korkunç bir sır kapılarını çaldı: Öldü sandıkları abisi yaşıyordu! ​Cihan, hayatının en büyük ve en yıkıcı sınavıyla karşı karşıya: Her şeye rağmen kazandığı yasak aşkı Alya'yı mı seçecek, yoksa onu koruma yeminini ettiği ve geleneklere borçlu olduğu ailesini mi?