Kalpazankaya

Kalpazankaya

  • WpView
    Reads 68
  • WpVote
    Votes 11
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jul 25, 2015
Çok önceleri bir söz söylemiştin, nasıldı ? “Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.” Önümdeki sonsuzluğa uzanan gökyüzünün benim kalbimi temizleyeceğinden şüpheliyim. Anlata anlata bitiremediğin Kalpazankaya’dan denize bakıyorum şimdi. “Geçmişi düşünmek için harika bir yer.” demiştin. Sahi, neydi geçmiş? Geçmiş, ruhumuzun en kuytu köşelerinden oluşan bir gemiydi belki. Kimimizin içine hapsolduğu kimimizin ise ateşe verdiği bir gemi… Umutla bakan gözler, çokça hayal kırıklığı, çocukça hatalar. Belki içinde pişmanlığı, hüznü, sevinçleri barındıran kendi başına bir evren. Her gece başını yastığa koyduğunda unutmak için gözlerini yummaktı belki, kim bilir? Yarınları beklerken bugünü kaçırmak, hep çocuk kalıp yüreğimizden yaralanmaktı. Son bir adım kalmışken vazgeçmek, olmayacağını bile bile hayal kurmaktı. Bir fotoğraf karesine hapsolup kalmak, hayatı bir dakikaya sığdırmaktı. İçimde yıkılmaktan yorulmuş bir geçmiş, cebimde üstündeki montu eskimiş bir yalnızlık, dilimde bitmeyen kelimeler ve yüreğimde hiç eskimeyen bir sen varken Kalpazankaya bir cennet olmaktan çok uzaktı. Tüm hakları saklıdır.©
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Karven
  • Halısaha |texting
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines