Evde kimsenin olmamasının verdiği cesaretle, üstümde banyo havlusu ve ıslak, dağınık saçlarla merdivenleri indim. Salona geçmek için ilerlediğim koridorda tam köşeyi dönmüştüm ki; kumral, yeşil gözlü, fiziği diğer erkekleri imrendirecek kadar kusursuz gözüken bir çocuk karşımda dikiliyordu.
Bacaklarım Van depremindeki şiddetin 10 katı titrerken karşımdaki çocuğa odaklanmıştım. O kadar, o kadar sert bakıyordu ki… Hiç bu kadar duyguyu bir arada barındırabilen bir çift yeşil göz görmemiştim. Yeşilin en mükemmel tonundaki gözler, bir tek olumlu duygu bile barındırmıyordu. Gözleri çok şey haykırıyordu, çok şey anlatmaya çalışıyordu. Belki öfke, hırs, nefret, kin, acı… Ama asla şefkat yoktu, buna emindim. Çok güçlü bir görünümü vardı ama dikkatli bakınca aslında sevgiye susuz kalmış acınacak biri gibiydi. Bakışlarının yoğunluğu altında sertçe yutkundum. Ellerimle havlunun iki kenarından sıkı sıkı tutarken bir adım geriledim.
“Hırsıız!” diye bağırdıktan sonra arkamı dönüp koşmaya başlayacaktım ki, üstümü bir kez süzdü.
“İmdaat, sapık bırak kolumu!” diye bağırdığımda kolumu daha çok sıkıp –eminim moraracak- işaret parmağımı dudağımın üstüne yerleştirip “Şşş, sakin ol.” Dedi
Kadına baktım. Baya afetti, fıstık gibi daş daş. Bu adam, kadını nasıl tavlamış acaba? "Ne bakıp duruyorsun karıma" diye konuşan dayıya baktığımda kaşlarımı kaldırdım
"Çok dikkatimi çekti" dedim, geri durmadan. "Eşref saatinde mi tavladınız? Nasıl baktı size söyleyin de biz de bir şeyler kapalım" söylediğim şeyden sonra kadın gülümseyerek bana baktı, abimse dirseğiyle kolumu dürtüyordu. Oflayarak abime baktım, dayı da kaşlarını çatmış bana bakıyordu ama umrumda değildi "ne var abi yalan mı söyleyeyim ne dürtüp duruyorsun!"
Abim anında renkten renge girerken sarışın afet kahkahayı bastı. "Ay ne güzel gülüyor," yanındaki kasıntı adama döndüm "bir de sen gül bakalım dayı, yanına yakışacak mısın?" bu dediğim şeyden sonra kadın, kocasının koluna alnını yaslayıp gülmeye devam etti
"Dayı diyip durma bana, teyze"
Anında afalladım "teyze kim lan" şaşkınlıkla kendimi gösterdim "bana mı teyze dedi o dayı?"
"Hâlâ dayı diyor!"
"Seninle uğraşamayacağım"
"İsabet olur"
Dik dik ona baktım. "Çok gıcıksın"
"Sen daha gıcıksın ve karıma bakmayı kes!"
Sarışın kadın şaşkınlıkla adama döndüğünde "pes artık" dedi "inanamıyorum Miran! Çocuk sayılır o!"
"Ama hayatım alacaklı gibi bakıyor?"
"Belki de gelecekliyimdir" herkes bana döndü "Of hadi ama! Hani pozitif falan olursa diye şaka yaptım"
"Ok" dedi, adam
Gece, daha dünyaya gözlerini açtığı anda hayattan koparılmış bir çocuktu; doğduğu gün hastanede bilinçli bir şekilde başka bir aileye verilerek hiç bilmediği bir oyunun içine sürüklenmiş, hiç ait olmadığı bir ailenin yanında büyümek zorunda bırakılmıştı. Onu yalnızca kendi hırslarının gölgesinde büyütmüşlerdi
Bu, sadece kayıp bir kızın hikâyesi değil...
Bu, yeniden doğan bir Gece'nin hikâyesi...
✔️ Güç hırsıyla oynanan bütün oyunlar kanlıdır.