Sineklerin Kralı

Sineklerin Kralı

  • WpView
    Reads 98
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Aug 5, 2015
Sene 1914. Avrupa yıllarca süren gerginliğin sonucunda patlama noktasına gelmiştir. Silah kuşanabilen herkes, ülke sınırlarındaki karakollarda büyük bir gerginlik ile bekliyordu. Moskova'nın asker postallarıyla yankılanan büyük sokaklarından buz gibi rüzgarlar çıkıyor ve balkanlara kadar ulaşıyordu. Alman İmparatorluğunun, aç bir kartalın avını gözlediği gibi, gözlediği Alsas-loren'den, Osmanlı'nın hırsla gözlediği Kafkas topraklarına kadar, her yerde barut kokusu duyuluyordu. Barut... tek bir kıvılcımda bu barut tüm Avrupa ile birlikte kendini tüketecekti. İngiltere manş denizindeki gemileriyle Kıta Avrupa'sına tedirgin bakışlar atıyordu. Okyanus ötesindeki tahtında oturan Amerika, Avrupa'nın bu silahlanma hareketini gerginlikle gözlüyordu. Tek gözleyen Amerika değildi... Hayallerimizin ötesindeki bir krallık. Turuncu çorak topraklarında oturup bizi izliyorlardı, ilk ateşten ilk uçuşa kadar gözlediler. Soğuk çöllerinde, siyah gözleriyle bize baktılar. Bizi gözlediler. Bizi istediler...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • KROM VE KEMİK
  • KIYAMET TOHUMLARI
  • Vortaris
  • NEHY-KİMSEDEN SONRA | DİSTOPYA
  • DUHUL
  • Albay Kızı
  • On Üçüncü Pay
  • Asena deniz (gerçek ailem)
  • ŞAHMARANLAR ( AŞİRET AİLEM )
  • YAPAY KALP +21

"Yukarıda, bulutların üzerindeki o steril fanusta yaşayanlar için hayat bir oyundu. Aşağıda, çamurun ve pasın içindeki bizler içinse sadece nefes alma savaşı." Adım Yenal. Ama bu lanet şehrin arka sokaklarında, neon ışıklarının altında bedenimi ve yumruklarımı satarken herkes bana Nox der. Kurallarım basitti: Asla güvenme, asla yalvarma ve tek varlığım olan kardeşini hayatta tut. Ta ki o geceye kadar. Pars... Şehri yöneten Konsorsiyumun tek varisi. Damarlarında kan yerine sıvı altın akan, insanlara baktığında sadece fiyat etiketleri gören o kibirli prens. Beni o kulüpte, ayaklarının dibine atılan paraları toplarken izledi. İğrendi. Aşağıladı. Ve sonra, hayatımın iplerini eline aldı. Kardeşimi yaşatmak için, nefret ettiğim o adamın dünyasına girmek zorundayım. O, beni satın aldığını, bana sahip olduğunu ve irademi kırabileceğini sanıyor. Beni evcilleştirebileceğini sanıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Sokaklar, saraylara benzemez. Ve biz sokak köpekleri, tasmamız ne kadar sıkı olursa olsun, ısırmaktan vazgeçmeyiz. Biri kromdan bir tanrı, diğeri etten ve kemikten bir isyancı. Biri yok etmeye, diğeri hayatta kalmaya yeminli. Mülkiyet yasaları, kalbin ritmini durdurabilir mi?

More details
WpActionLinkContent Guidelines