Vampir Akademisi

Vampir Akademisi

  • WpView
    Reads 13,857
  • WpVote
    Votes 564
  • WpPart
    Parts 20
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Nov 19, 2016
Bambaşka bir kan kokusu var akademi sınırlarının ardında! Her vampir aynı değildi. İyiler ve kötüler vardı elbette: moroiler ve strigoiler. Herkes vampir de değildi bu akademide. Moroilerin en büyük yoldaşları yarı insanlar, dampirler. Güçlü bir gardiyan olan Dimitri, kraliçe adayı Lisa ve ikisinin ortak noktası asi Roza... Vampir akademisi serisinin 6 kitabınca var olmuş olaylar... Peki; ya 7. bir kitap daha varsa? Ve aslında kitap aslında bittiği yerden başladıysa? İyi vampirler de kendi aralarında güç savaşına girdiyse? Ve en önemlisi... Ya bütün bu olaylar artık Catherine Davies isimli hiç yoktan bir kızın etrafında dönüyorsa artık? Rose'un sevgilisi Dimitri'ye Catherine de aşıksa peki? Aşk mı önce gelirdi görevler mi? Vicdan ve sorumluluk ne kadar bağlayıcı olabilirdi? Her şey bir kenara da... Catherine kimdi ve nasıl bütün bunların bir parçası olabilmişti? Akademi sınırlarına girdiğinizde... Cevapları bulacaksınız
All Rights Reserved
#136
doğa
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KIZIL GECE
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines