Günün çoğunu kendini rezil eden,gereğinden fazla atarlı, hayal kurmayı ve müzik dinlemeyi çok ama çok seven, grubun sıradışı fikirlerini üreten,pizza delisi, biricik yüzücümüz;
İlayda DEREN
Erkek düşkünü ancak aşka inanmayan ama hala gerçek aşkı arayan kısaca farklı bir ironi içinde yaşayan, alışveriş düşkünü, espirili küfür ettikçe rahatlayan, hayatta en çok dans etmeyi seven kız;
Doğa KAREL
Su almaya bile üşenen, 2'li koltuğundan ayrılamayan,televizyon ve telefon aşkı gereğinden fazla olan,pasta,kek,kurabiye yapmayı ve yemeği çok seven grubun en normal kızı;
ECE ÜSTÜNEL
Çok cici, çok tatlı bir kız o, küçüklüğünden beri hayatının aşkını arayan, sakin ancak çılgınlık yapmayı seven, konu ailesi ve grubu ise her şeyi yapan, Ne kadar tatlı, sakin desekte sinirlendiğinde bir cadıya dönüşen volebolcumuz;
Cansu DEMİR
ONLARIN RENKLİ DÜNYASINA HOŞGELDİNİZ
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM.
***
"Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı.
"Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı.
"Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden.
Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..."
Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe.
"Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi?
Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi.
Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla.
Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim.
"Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona."
Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana.
***
BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.