
İki elime de tekrar baktım. Kesinlikle bir kalemin mürekkebi bu kadar akmamalıydı. Gerçi kalemi sıkarak elimde parçaladığım kısmı saymazsak. Her şey tamamdı ; gerekilen not bırakılmış eşyalar toplanmış vedalardan kaçılmıştı. Eksik olan ufacık bir şey... Anılarımı yanımda taşıyacak gücüm yoktu. Ne bir valizin içine sinirden darmadağın saçalayıp kapağı üzerine indirebilirdim ne de sessizce çıkarken her daim aynı yere bıraktığım anahtarın yanına sonsuza dek koyabilirdim. Son kez arkama baktım ; odamın ışığını son kez kapatmıştım. Bana dair ne varsa elimdeki iki valize sığdırmıştım doğrusu. İki valizlik ve 18 yıllık hayatımı sırtlayıp kendimi bu şehirden tamamen atıyordum. Hareket etmeye başladım , ben hızlandıkça yağmur da hızlanıyordu. Sanki bana acele etmem gerektiğini anlatmaya çalışıyordu. Adımlarımı sıklaştırdım. Taksiye binebilirdim ama son kez bastığım her kaldırımın yaşadığım kırgınlıkları hatırlatmasına izin vermeliydim , yüzleşmekten kaçamazdım. O'nun evinin önünden geçerken duraksadım , galiba sırtıma yük olan anıların çoğu bu müstakil evin merdivenlerinde saklıydı ve gideceğime karar verdiğim an koşarak sırtıma çıkmışlardı. Başımı çevirdim ve daha hızlı yürümeye başladım . Evet bazı yüzleşmelerden bal gibi de kaçabilirdim. Galiba biraz daha hızlı yürümezsem bu gri bulutlar hıncını benden çıkaracak.All Rights Reserved