KÖRKÜTÜK

KÖRKÜTÜK

  • WpView
    Reads 132
  • WpVote
    Votes 10
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Feb 18, 2017
Alışılmışlıkların dışında bir hikaye. Otuz dört yıllık hayatının son dokuz yılını, mavi gözlerinden siyah gören , tüm imkanlarını elinin tersiyle iterek inzivaya çekilmiş, belki görmeyen gözlerine belki de hayata küsmüş bir adam: Bahadır. Hayatının en güzel dönemini yaşayan, son sınıfını yurt dışında bir üniversiteden gelen burs teklifiyle taçlandırmayı düşünen, bir anda hayatının merkezine yerleşen bir adamla tüm dünyası altüst olan küçük bir kadın: Yağmur. Bu sefer kader nasıl bir senaryo ile bu iki insanı birleştirecekti? Sevmeye yabancı bir kadının körpe kalbi kapılarını en fazla ne kadar açabilirdi? Kendi yüzünü bile unutmak üzere olan bir adam, sadece parmak uçları ile ezberleyebilir miydi bir kadının nefesini, bedenini? Körkütük bağlanacağınız sahici bir aşk hikayesi. İlk yayım tarihi : 18 Şubat 2017 Herhangi bir alıntı söz konusu olduğunda gerekli tüm yasal işlemler başlatılacaktır.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines