Bir Kadeh Ömür

Bir Kadeh Ömür

  • WpView
    Reads 4,972
  • WpVote
    Votes 484
  • WpPart
    Parts 31
WpMetadataReadComplete Sun, May 28, 2017
WpInfo
Fiction
Romance
Sadece iki ay ömrünüz kalsa ne yapardınız? Kendi kabuğunuza mı çekilirdiniz yoksa oturup ölümü mü beklerdiniz? O tüm ezberleri bozdu. İş ilanlarından en güzelini ve en özelini seçti. Hayatın kendine biçtiği bu kısa süreyi gözleri görmeyen bir kıza adadı. Şiirler yazdılar, hikayeler okudular. Dar sokaklardan geçip kimsesizlere yardım ettiler. Ölü şairlerin acılarını içtiler. İntihar edenlerin hüzünleriyle yıkandılar. Bazı geceler oldu. Yataklarında umutsuzca kıvranıp, ağladılar... Ve şimdi... Ölüm yaklaşıyor. Azrail en güzel kıyafetlerini seçiyor, şarkılar söylüyor. Ölüm, ayaklarını sürüye sürüye geliyor... Kum saatinin kumları dökülmek üzere... "Eğer sorarlarsa onlara 'Güzeldik'de. 'Onun ölecek olan ruhuyla, benim görmeyen gözlerimle... Güzeldik biz. Fazla güzel. '" "Ölümün sesi, çocuğunu kaybeden annenin tüm çocuklara küsmesi kadar kötü. "
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • Acımasız Ağa(Tamamlandı✓)
  • ALTINDAĞ MAHALLESİ
  • LİNA
  • Gökyüzü
  • ALTIN KADEH
  • Balca
  • Milli Tasarımcı // Yarı Texting
  • Gökçen Gerçek Ailem ( Bitti )
  • MİNEL

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines