Abaddon

Abaddon

  • WpView
    Reads 1,122
  • WpVote
    Votes 133
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jul 2, 2016
Bir ölümün hikayesi "Sen bana' benim canım arkadaşım' derken ben senin toprak rengi gözlerinin altına gömdüm kalbimi. O toprağın trilyon kat altında atan kalbi bulamadı, ulaşamadı kimse. Sen bana ' olmayan abimin yerine koydum seni' derken kalbime yüklenen sancı senin toprağına acı verir diye acımı kalbime değil beynime gömdüm. Sen bana kardeş şefkatiyle yaklaşınca yemin ederim bende kardeş şefkatiyle yaklaştım ama geceleri, o ay her gök yüzüne çıktığında sana olan duygularım beden buldu geçti karşıma anlattı bana seni. Tekrar tekrar aşık etti beni sana. Ölürüm ama unutamam. Bedenim toprak gözlerin altında çürürken tek sağ kalan aşkınla dolan taşan kalbim olur birde seni hatıralarla yaşatan beynim, yine unutmam. Aşk benim için acı verici değil çünkü ben sana aşık olmayı seviyorum. Benden başkasıyla olsan da senin mutluluğunla mutlu olduğum her saniye pahabiçilmez benim için. Senle mutlu olmak varken beni sensiz ama seninle mutlu olmaya mahkum bıraksan da seviyorum seni "
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Vatan Uğruna
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines