aaxa
  • WpView
    Reads 15
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Sep 21, 2015
Saat 7 ye geliyordu.Güneş yine kendini göstermiş ve okul vaktini hatırlatıyordu.Darmadağın olan saçlarımı yorganın içinden zorla çıkarttım.Annemin sesi kulağımı sağır edecek kadar yüksekti.Aynı evin içinde niye bu kadar bağırtı olur anlamıyorum. Ahh neyse kalktım işte. Kahvaltıda bir kuş sütü eksik ama benim gibi kahvaltısız dışarı çıkmayan için mükemmel.Tereyağı bal peynir oda ne annemin sıcak poğaçası buna asla hayır diyemem.Tam bir tane alacakken babam her zamanki tavrıyla yine elimdeki poğaçayı aldı. Buna gerçekten sinir oluyorum komik mi yani. Aman neyse geç kalıyorum saat 7.30 hızlı bir kahvaltıyla 8 servisine yetiştim.Ön koltuktan birine oturdum. Nerdeyse 1 ay oldu okulların açılmasına ama ben hala bir arkadaş edinemedim muska falan mı yaptınız nedir? Kısmetim de tıkırında değil.Yok yok biri bana büyü yapmış derken okul içine girmişiz de haberim yok herkes inmiş bir ben kalmışım.Şoförde inde bir gideyim tarzı gözlerimin içine bakıyor indik işte .Bu koca okul gerçekten sıkıcı.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • ASENA
  • Gözler Aynı Sen
  • RUH-U REVAN
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines