Seviyorum İşte

Seviyorum İşte

  • WpView
    LECTURAS 36,858
  • WpVote
    Votos 1,012
  • WpPart
    Partes 32
WpMetadataReadContenido adultoContinúa
WpMetadataNoticeÚltima publicación mar, ago 13, 2019
"Anne kardeş bildiğim birinin kardeşine nasıl koca olmamı bekliyorsun?" dedi Mert ama annesi onu dinliyor gibi durmuyordu. "En kısa zamanda hazırla kendini. Gidip İpek i sana isteyeceğiz" "Hayır diyorum anlamıyor musun?" "Mert annenle düzgün konuş" "Baba yıllardır aynı mahallede kardeş gibi büyüdüğüm biriyle evlenmemi beklemeyin" "Bizde annenle kardeş gibi büyüdük. Ama bak şimdi çoluk çocuk torun sahibi insanlarız" "Çok doğru söyledin bey. Hem artık yaşın geldi seninde mürüvetini görmek istiyoruz" "Olmaz dedim anne. Olmaz" Mert sinirle evden çıkmıştı. Annesine babasına karşı gelmemişti şimdiye kadar ama en yakın arkadaşının kardeş gördüğü birinin kız kardeşle evlenme meselesi ona istemediği şeyler yaptırıyordu. Ama evdekiler ikna olmuş gibi görünmüyordu. Şimdi tek umudu İpek ti. Eğer onunla konuşabilse belki bu işe bir son verebilirlerdi. Ama acaba İpek bu konuda ne düşünüyordu???????? Yayınlanma tarihi: 16.10.2015
Todos los derechos reservados
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Vatan Uğruna
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido