EVE DÖNÜŞ

EVE DÖNÜŞ

  • WpView
    Reads 47
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Nov 16, 2015
İnsanların dünyasından apayrı yaşıyorduk. Bizi bilenler azdı. Kimisi hurafeler çıkardı hakkımız da kimisi öyküler yazdı. Kimi zaman öcü olduk kimi zaman doğa üstü yaratık.. Bazen Melek olarak anıldık Tanrı yerine konulup tapınıldık bazense iblis dendi cadı diyerek bizleri avlamaya çalıştılar. Kısaca biz siz insanlar arasında habersizce dolaştık. Belki kanınız güzel geldi belki etiniz dolunayın şerrinden, güneşin sıcağından kimi zamanda gümüş ve tahtalardan kaçtıkça kaçtık. Zaaf mı? Evet bizim bir zaafımız vardı lakin ne gümüş ne tahta nede yakan güneş bizim zaafımız isimlerimizdi. Gerçek adımızı bilene köle bilmeyene efendi olurduk. Daha çok şey öğrenmek istiyorsan eğer gel dünyama takıl benimle, biraz ayrıl yaşadığın hayattan. Ben,mle boğul benimlle üşü benimle nefret et ve savaş o zaman tanıyabilirsin biz kimiz. Şyda-Er
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines