Umut Yılmaz, bir ay boyunca bir sapık tarafından takip ediliyordu. Bu sapık kapüşonunu kafasına geçirerek, her sabah onu okulun kapısında bekliyordu. Ve bir yılbaşı gecesinde kaçırıldığında koklatılan eter sayesinde uzunca sürecek derin bir uykudaydı. Uyandığında ise hiçbir şey aynı olmayacaktı. Uykusunda kaybettiği bekareti, onu intihara sürükledi önce. Daha sonra ise ölümün bir çare olmadığını anlayarak bu adamın cezasını çekmesini istedi. İçinde büyüyen öfke ve intikam arzusu acısıyla birlikte onu güçlendirdi ve adamdan kaçmaya, onu hapse attırmaya karar verdi.
Bu yolda çekeceği acılar, onu güçlendirecekti.
Bu, bir aşk hikayesi değildir! Bu, bir ayağa kalkma hikayesidir. Bu bir umut hikayesidir.
Umut Yılmaz, inşaat garajından kaçtığında her şeye yeniden başlayacak kadar güçlüydü. Yılın ilk karı avucuna düştüğünde başka insanlara da umut olmayı istedi.
Yılın ilk karıyla birlikte artık, Kar, Umut kokuyordu!
*Yılbaşı aklımdaki kurguyu yazmama sadece vesile oldu. Sayelerinde içimde bir istek oluştu. İstediklerinden farklı bir hikaye, evet. Seçileceğimi de düşünmüyorum zaten, ama okumanızı ve vermek istediğim mesajı almanızı çok isterim.