Nomen Nescio.
  • Reads 168
  • Votes 12
  • Parts 4
  • Reads 168
  • Votes 12
  • Parts 4
Ongoing, First published Nov 21, 2015
✩ DÜZENLENECEKTİR . ✩

♛ TANITIM. ♛

Asıl adını hatırlamak bile istemeyen, Lana. Evden kaçışının üzerinden 2 yıl geçse bile dönmek istemediğine adı gibi emindi. Onu oraya bağlayan iki minik el vardı. Cearbhall..
Onun adına göze alamayacağı şey yokken, peşine düşen Fransız Beyefendisi (?) sayesinde, başına gelen şeyler ve dahası...

Adını latinceden alan hikaye başlığını açıklayacak olursam "Bilinmeyen Adam" anlamına geliyor.
Fransız edebiyatıyla süslenmiş bu hikayeyi seveceğinizi ümit ediyorum.

-------

Umutsuzluklarımı neresinden toplamaya çalışsam öteki tarafından yerlere dökülüyor. O koca park benim sanki. Kendimi bir türlü ait hissedemediğim evler ev değil, o park evim. Olmayan şeyler zaten hep benim evim.
Gidip şu yüz on yıldır yanan ampul için her yıl doğum günü kutlaması yapan insanlarla beraber, bir ışığın hiç sönmemek üzerine verdiği savaşa katılmak istiyorum. Sessiz, kıpırtısız ve inadına.

Tabii ancak kısacık bir koridoru geçip, benim olmayan ama bana ayrılmış bir odaya gidebiliyorum.

''Zaman, anlam ve şarabın yıllanması ilişkisi. Bugüne mektup..''
All Rights Reserved
Sign up to add Nomen Nescio. to your library and receive updates
or
#131fransa
Content Guidelines
You may also like
AİDİYET - ADEN & DEVRİM by RuyamG
37 parts Complete
''Yıllardır beni görmeni bekliyorum.'' Bir eli çıplak sırtımdayken diğer eli bacağımı okşuyordu. Sıcak nefesi dudaklarıma vururken ifadesiz kalmak benim için çok zordu. İçimden yükselen duygularla ona teslim olmak istiyordum. ''Her zaman bir adım arkandaydım. Sadece bir kere... kafanı çevirseydin beni görürdün, Aden.'' Sesindeki muhtaçlık ona hiç yakışmıyordu. Herkes onun gücünden ve ne kadar yenilmez olduğundan bahsederken onun tek istediği bendim. Hem de yıllardır... Hislerini bilmediğimi ve onu görmediğimi düşünüyordu. Ne kadar yanıldığını ah bir bilse! ''Kokunu özledim.'' Kafası boynuma sokulurken bedenim istemsiz olarak titredi. Ben... daha önce bu hislerle hiç kuşatılmamıştım. Bedenim benden bağımsız hareket ediyordu. ''Devrim...'' Anında işaret parmağıyla dudaklarımın üzerini örttü. ''Şhhh,'' ''Bugün benim sıram, Aden Özkan.'' Hem aklımı başımdan alıyor hem de konuşmama izin vermiyordu. ''Seni her gördüğümde yapmak istediğim ilk şey buydu.'' Sırtımdaki elini sıkılaştırırken bacağımdaki elini daireler çizerek belime çıkardı. ''Seni böyle kollarımın arasında sarmak istiyordum.'' Fısıldayarak, ''Sonsuza kadar.'' dedi. ''Devrim, ben...'' ''Bir kez daha sözümü kesersen Aden, seni susturma yöntemim dudaklarım olacak.'' Ne!? Şaşkınlıkla gözlerim açıldı. Kollarının sıcaklığıyla mayışan bedenim gerginleşti. ''Buna daha fazla dayanamıyorum. Sensizlik... beni mahvediyor.'' Sözleriyle darmadağın olmuş bir haldeydim. Onun olmak istiyordum. Bunu yapamazdım çünkü bizim ailelerimiz düşmandı! Devrim ne düşündüğümü anlamış olacak ki, ''Siktiğimin düşmanlığı umurumda bile değil, Aden.'' dedi. Oturduğum masaya heybetli bedeniyle yaklaştı. ''Ben Devrim Soypak, seni kendime alacağım.'' ''Öyle ya da böyle!'' ''Hazırlan Aden, çok yakında gelinim olacaksın.''
You may also like
Slide 1 of 10
Lafügüzaf  cover
EKSTREM cover
GÜN TABAĞI | TEXTİNG cover
AİDİYET - ADEN & DEVRİM cover
SEVDA KONMUŞ DALLARIMA  cover
Zeytin Dalı cover
Takıntı cover
BERDEL (+18) cover
Dönüm Noktası ( 1 Mart İtibariyle Tüm Bölümler Düzeltilecektir.) cover
KADERİN ÇİZDİĞİ YOL (Düzenleniyor) cover

Lafügüzaf

18 parts Ongoing

Aşk suçtu. Senin olmayan birisi için beslediğin duygular bir cellat gibi dikilirdi karşına. Sonra kollarına iki asker girerdi, o askerler başını bir kütüğün üstüne bastırırken boynuna inecek baltayı büyük bir sabırla beklerdi insan beklerdi ki, cellat alacak onun kellesini. Ama o balta inmeden önce, dururdu zaman. Sabır kanatırdı insanın her bir zerresini, bir işkenceden farksız akardı saniyeler, bir sudan sessiz, bir dalgadan daha hırçın. Aşk cellattı, ve o balta aşkın ellerinden inerdi insanın boynuna. Sevda cehennemdi, seni sevemeyen birinin aşkı ateşdi. Kendi kalbini yakan, kendi kanını akıtan bir kılıçtı. İnsan nasıl saplardı kendi sırtına bıçağı? İnsan ancak aşık olsa ihanet ederdi kendisine. Aşk ihanetdi, aşk en büyük oyun ve insanın kendine yaptığı ihanetdi. O Yavuz Payidar'dı, kendine en büyük ihaneti yapmış sırtına bir bıçak saplamış, boynunu bir cellatın önüne uzatmıştı. O Payidar'dı, sevdalanmıştı. Ve sevda, onun ihanetiydi.