Sherlock Holmes Türkiye'de

Sherlock Holmes Türkiye'de

  • WpView
    Reads 2,268
  • WpVote
    Votes 143
  • WpPart
    Parts 18
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jan 26, 2019
KAYIP BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİNİN SIRRI Bağımsızlık bildirgesi; Onüç Koloni'nin Büyük Britanya Krallığı'ndan ayrı olarak bağımsızlıklarını ilan ettikleri belgedir. Kongre tarafından 2 Temmuz 1776 tarihinde onaylanmış 4 Temmuz'da ilan edilmiştir; bu tarihten sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde her sene Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır. Bu belge Washington, D.C.'deki devlet arşivlerinde gösterimde bulunmaktadır. Amerikan kolonilerinin bağımsızlıkları Büyük Britanya Krallığı tarafından 3 Eylül 1783 tarihindeki Paris Antlaşması'yla tanınmıştır Olay; sherlock holmes bağımsızlık bildirgesini bulduğu zaman kardeşi my Croft holmes'da bağımsızlık bildirgesinin çalınmasında parmağı olduğu öğrenilir çete başının yardımcısı Ebru İpekov bu olayın gerçekleşmesi için Rusya başkanı Boris Yeltsin ile iş birliği yapar.Amaç bağımsızlık bildirgesini alıp sırrını öğrenmeye çalışır General Gülse Lacoste'nin bağımsızlık bildirgesini Sherlock holmes'tan çalmaya çalışır ve Watson bir hançeri generalın kalbine saplar..Heycan aksiyon mecara ve bir sürü süpriz olaylarla Sherlock Holmes Türkiye'de dönüyor. ''NOT : Eğer kitabım ün yaparsa Türkiyenin incisi olan Van'da Sherlock Holmes müzesi açmayı düşünüyorum''
All Rights Reserved
#959
polisiye
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI ( ARA VERİLDİ)
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • ISSIZ ADA (+18)
  • HER KİMSEN
  • KURTBEY
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Aile Sırları
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu. Sonradan düzenlenecektir!

More details
WpActionLinkContent Guidelines