Gölgedeki Efralar

Gölgedeki Efralar

  • WpView
    Reads 34
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Mar 27, 2016
TANITIM ''Seni sigaramdan daha çok seviyorum demiştin. Senin gibi bende dertlerimde, yorgunluğumda, kaçmak istediğim de sigara içtim. Sonunda fark ettim ki. Sen sigaramla yarışamazsın bile. Çünkü ben senin yanında mutlu huzurluyum. Sigaramın yanın da ise dertli ve yorgun.'' Gözlerine çöken umutsuzlukla beraber omuzları da çöktü. Yanaklarımda hissettiğim gözyaşıyla beraber ''Ve bundan sonra ne sigaram var ne de sen. Ne mutlu huzurlu ne de dertli ve yorgun. Hiçliğin ortasın da yalnızlıkla.'' Her zaman benden istediği gibi gülümsedim ona karşı gözlerimden akan yaşlarla beraber gülümsedim. Mutluluk avcısı değildim artık, peşinde koşmuyordum. Sadece yapmam gerekeni yapıyor ve bekliyordum. Hiçliğin ortasında ne mutluluğumu bekleyerek ne de sigaramı yakarak. Derler ya susan kadın gitmiş kadındır. Artık ne konuşacak gücüm kalmıştı ne de güvenecek. Ondan gitmemiştim ben kendimde bile değildim ki. Kafamdaki milyon tane düşünce, ruhumdaki bitmişlik ve bedenimdeki yorgunlukla kalmıştım.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN
  • Gözler Aynı Sen
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • ASENA
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines