VİTAE:Son Umut

VİTAE:Son Umut

  • WpView
    Reads 1,908
  • WpVote
    Votes 158
  • WpPart
    Parts 19
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Aug 30, 2017
Hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını kehaneti duyunca anladım. İşte hayatımı alt üst eden kehanet: 500 yıl sonra bugün Yapılan büyü bozulacak Lanet geri dönecek Savaş başlayacak Beklenen kişi geldiğinde Savaşın seyrini değiştirip Laneti kaldıracak 500 yıl sonra bugün Düzen yeniden kurulacak Tanrıların hediyesini taşıyan Ya gücüyle ışık saçacak Ya da sonsuzlukta kaybolacak Cadıların Son Umudu Ya dünyayı kurtaracak Ya da karanlığa boğacak Her kehanetin bir bedeli vardır. Eğer başarılı olamazsam bu bedel hayatım olacak. Peki ama cadıların son umudu olduğunu berbat geçen bir haftanın sonunda tesadüfen öğrenen 16 yaşındaki genç bir kız bununla nasıl baş edebilir ki? Daha güçlerinin ne olduğunu bile bilmezken bir laneti nasıl kaldırabilir, dünyayı nasıl kurtarabilir ki? Üstelik kim olduğunu bile bilmiyorken... NOT: Yunan Mitolojisinden esinlenerek yazılmıştır. Birebir mitolojiyi yansıtmamaktadır. Hikayenin kurgusu için bazı değişiklikler yapılmıştır.
All Rights Reserved
#55
tanrı
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines