Hocam-Kocam

Hocam-Kocam

  • WpView
    Reads 978,658
  • WpVote
    Votes 28,503
  • WpPart
    Parts 50
WpMetadataReadComplete Sat, Jul 16, 2016
Lise son sınıfa giden bir adet güzel, ergen bir öğrenci. Yakışıklı , kaslı ve cool bir öğretmen... Sizce de en büyük aşklar nefret ile mi başlar? Onlar birbirlerinden nefret ederken şimdi ne oldu da aşkla yanıp kavruluyorlar? İmkansız diye bir şey var mıdır ? Yoksa sorunlar çözülmek için mi ortaya çıkar Bunların cevabını almak için devam et ve kitabı oku 27 Aralık 2015 'de ilk bölüm yayınlanmıştır . 1 Temmuz 2016 'da son bölüm yayınlanmıştır . KAPAK TASARIMI : @aysenurcifci00 ... Sen benim bu dünya da ki solmayan çiçeğimsin .
All Rights Reserved
#44
yusuf
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • ÖĞRETMENİN AŞKI
  • Mafya İle Zorla Evlilik
  • dansöz cansu
  • Peşimde Birisi Var
  • EL OĞLU: texting
  • Dedektif Hanım +18
  • MaFyaNıN KaRıSı
  • Zoraki Evlilik
  • YASAK ÇEKİM
  • Katile Hapsoluş

Feridun, Karan'ın o anlık tereddüdünü fırsat bildi. "Bu kadar kahramanlık yeter. Şimdi herkes kendi payına düşeni alacak.", dedi ve sandalyemi sertçe arkaya, o karanlık derinliğe doğru itti. Sandalyeyle birlikte geriye doğru düşerken gördüğüm son şey, Karan'ın bana doğru atılan çaresiz gölgesi ve Feridun ile korumalarının hızla karanlıkta kayboluşuydu. ​Sırtım soğuk suyla buluşmadan hemen önce zihnimde tek bir cümle yankılandı; "Ben seçim yapmadan birilerinin istediği hayatı yaşayışımdı." Geriye doğru devrildiğim o sonsuz saniye, yerçekiminin ruhumu boşluğa bıraktığı o an, dünya üzerimden bir yorgan gibi çekildi. Gökyüzündeki o kirli bulutlar, Karan'ın bana doğru uzanan eli ve Feridun'un zehirli gülüşü hızla uzaklaştı. Sonra, her şey sustu. ​Sırtım o buz gibi, küf kokulu suyun yüzeyine çarptığında ciğerlerimdeki tüm oksijen bir darbeyle dışarı fırladı. Suyun altına gömülürken kulaklarımda uğuldayan tek ses, ölümün o boğucu sessizliğiydi. Sandalye ağır metalden yapılmıştı ve beni bir çıpa gibi karanlığın dibine, o yosunlu betonun soğukluğuna çekiyordu. Ellerim bağlıydı, ayaklarım bağlıydı; bedenim sadece boğulmayı bekleyen bir ağırlıktan ibaretti. Sandalyenin sırtı havuzun zeminine temas ettiğinde artık gözlerim kaymaya başlamıştı. ​"Herşey bitti.", dedim içimden, ama hayatta kalma içgüdüsü irademi paramparça etti. Ağzımı açtığım an, buz gibi ve kirli su genzimden içeri bir bıçak gibi süzüldü. Ciğerlerim yanmaya başladı, sanki içimde binlerce kor ateş parlıyordu da bu su onları söndürmek yerine daha da harlıyordu. ​Debelendim. İpler bileklerimi daha da sıktı, canım yandı ama suyun altında bağıramadım bile. Sadece kabarcıklar vardı yüzeye çıkan. Yukarıya, hayata doğru yükselen o küçük, çaresiz hava kabarcıkları. Bilincim bulanmaya başladı. Zihnimde annemin o ke

More details
WpActionLinkContent Guidelines