SIRADIŞI

SIRADIŞI

  • WpView
    Reads 2,396
  • WpVote
    Votes 403
  • WpPart
    Parts 10
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Aug 9, 2016
WpInfo
Fiction
Fantasy
SAFİR ✖ Ve beklenen an gelecek İsrafil Sur' a üflediği an iyi kötü, amaçsız, arafta kalmış kararsız ruhlar dahil tüm ruhlar tek nefeste yıllarca hayat bulduğu bedeni terk edecek. O kutsal zaman gelene kadar lanetli ruhumu adadığımı bilmediğim bu ise devam etmek zorundayım. URAZ ✖ Küçük bir kahve fincanının içine doldurulmuş okyanusun içinde çırpınırken buldum kendimi. Dalgaları hırçın, asla hayatta kalmama izin vermeyecek bir tercih... Bu düpedüz intihar. Bile bile intihar etmek. Bedenimin değil ruhumun intiharından bahsediyorum. Nefes alamayacağını bile bile daha da derinlere itiyor kendini... MERSA✖ "Sanki sana dokunsam tanrı nefret edecek benden. Öyle kutsal öyle farklısın. Ne yaptığını bilmiyorsun hiçbir zaman kim olduğunu da." Söylediklerim yüzüme uzun uzun bakmasına sebep olmuştu. Koyu mavi gözleri deniz manzarasına en büyük küfrü savuruyordu. Kim olduğunu bilmiyor diye düşündüm. Dudakları dudaklarımın üzerinde gezerken karşında yer aldığı kişinin tehlikesini kavrayamıyordu.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines