ORENDA: AYPERİ

ORENDA: AYPERİ

  • WpView
    LECTURAS 10,898
  • WpVote
    Votos 1,240
  • WpPart
    Partes 15
WpMetadataReadContinúa
WpMetadataNoticeÚltima publicación dom, sep 10, 2023
Sıradan bir insan, bir ağacı dokunuşuyla boydan ikiye bölebilir miydi? O ağacın içinden 10 yıldır çürümeyen bir ceset çıkabilir miydi? Sıradan bir insan, nehre düşerek başka bir dünyaya gidebilir miydi? Ben arafın ıssız koynunda ölüm şerbetini içtiğim gün, düştüm bilinmezliğin ipsiz kuyusuna. Daldım ölüm uykusu gibi bir nehre. Aldı beni nehir, sürükledi ait olduğum yere. Ait olduğum yer ise Arnina adında mitolojik bir dünyaydı. Sıradan bir insan zinhar bunları yaşayamazdı. Zaten ben de sıradan bir insan değildim. Daha doğrusu, insan değildim. Soyum sizin gibi Adem ve Havva'ya değil, bir efsaneye dayanıyordu. Ve ben, Ayperi. Ayperi Soydan... O an yemin ettim, efsaneler gibi yaşayacak ve efsaneler gibi ölecektim. 🌕
Todos los derechos reservados
#163
kurtadam
WpChevronRight
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • FIRTINA ZAMANI
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KORDELYA
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KIZIL GECE

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido