Uyuşturucu. Işte tüm hayatımı cehenneme çeviren şey. Bir zehir nasıl aynı anda size sunulan bir nimet gibi gelebilirdi ki? Nasıl sizi hayattan silerken bir yandan da hayatınızdaki olumsuzlukları bir an için silip sizi mutlu edebilir?
Nasıl sizi ölüme sürüklerken,kendinizi cennette hissettirebilir?
"Beni öldürüyorsun." dedim karşımda ki ,aşık olduğumu sandığım adama.
"Evet," dedi duygusuzca. "Evet,seni kendi içinde öldürüyorum. Ve sen,bunun farkına varamayacak kadar aptalsın."
"Yanılıyorsun,aptal değilim.
Sadece ölmeye meraklı,delinin tekiyim."
Kuru öksürükleri durmadı bir süre. Boğazının acısını ben hissetmiş gibi yüzümü buruşturdum. Hastalığı benim yüzümden kaptığı için suçluluk hissi geçmiyordu da sanki artıyordu.
"Ateşin düştü mü bir bakalım," diyerek ateş ölçeri elime aldığımda gerek yok dercesine elimden aldı aleti. Bileğimden beni kendine çektiğinde zaten üzerine eğilmiş halde olduğum için dengesiz duran bedenim kolayca savruldu ve kucağına düştüm. Kollarını iki yanımdan sarıp kara gözlerini gözlerime dikti yine. Hastalıktan çatlamış dudağının kenarını ısırdı beni izleyerek.
"Boşa uğraşıyorsun kızım. Ne düşmesi...senin yanında beni yalnızca ateş basıyor."