Cadılar... Ne kadar da garip yaratıklar. Ama düşünürsek kimse aslında ne olduklarını, nasıl yaşadıklarını bilmiyor. Efsanelerin çoğunda cadı, kötü amaçlarla kullandığı doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kişidir. Somutlaştırmayı denersek siyah pelerinli, sivri başlıklı, supurgesiyle uçan bir kadın olarak resmedilir.Her büyücü bir cadı değildir ancak bir cadının iyi bir büyücü olması gerekir. Mistisizmle ilgilenen kişiler cadılığı şöyle tanımlar: "Cadılar; kötüdürler, olumsuz ve yıkıcıdırlar. Mistik bilimlere dair uzmanlıkları inanılmaz güçlerle donatır onları. Olayların akışını ve insanların hayatını, zarar vererek değiştirebilirler. Amaçları çok büyük bir zenginliğe ulaşmaktır. Bu da, sadece diğerlerine zarar vererek elde edilebilir. Onlara bir şekilde ters düşmüş kişilere acı çektirebilir, hastalık verebilir, hatta öldürebilirler. Topluluk olarak yaşayan kadın grubundan oluşur ve kara kraliçe olarak adlandırılan yetenekli liderleri vardır." Ama bunlar sadece efsanedir. Değil mi?
Altı ay önce, her şeyi yarım bırakıp kimseye veda etmeden Hawkins'i terk ettim. Ama şimdi buradayım.
Değişen ben miyim, yoksa bu kasaba mı; bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bazı hislerin mesafeyle kaybolmadığı... Bazı kapıların ise asla tam kapanmadığı. Hawkins beni yeniden içine çekerken, yarım kalan duygular, söylenmemiş cümleler ve geçmişte bırakıldığını sandığım biriyle tekrar karşılaşmak zorundayım.
Burası Hawkins.
Ve bu kasaba hiçbir şeyi unutmaz.