"Vedud,vedud,ya vedud"
Sabahın sesizliği içinde bir anda yükselen bu haykırışla,köyün sıradışı insanı Divane'ye aitti.
Her sabah güneşle beraber evden çıkarken,önce kapının önünde durarak uzun bir süre etrafına bakınır ve sonra ellerini,gözlerini ve gönlünü semaya yönelterek "Vedud,vedud,ya vedud"diye haykırırdı.köylüler bu haykırışlarla ilk karşılaştıklarında bunun ne anlama geldiğini pek anlamamışlar ve Divaneyi sevmelerine rağmen bir daha böyle bağırmamasını tenbih etmişlerdi.
Tabi bu tenbihi hiç dinlememişdi Divane!.
Yine her sabah evinin önüne çıkıyor,yine her sabah aynı şekilde bağırıyordu.
Köylüler kızmaya,ortam gerilmeye başladığı bir sırada Yakup hoca,köye gelmişti.uzun yıllardır yayla yolu üzerindeki kerpiç evinde tek başına yaşıyan Yakup hoca,köye çok az inmesine ve insanlarla çok az konuşmasına rağmen bütün köylüler tarafından saygı duyulan ve dikkate alınan bir kişiydi.En şakacıinsanlar bile onun karşısında cidi olur,oturuşlarına ve konuşmalarına dikkat ederdi.