''Gözleri maviydi Rüzgar'ın. Umudu, huzuru taşırdı içinde. Senin gözlerin koyu. Siyaha çok yakın. Ama değil. Farz et ki siyah. Karanlıksın sen. Daraltıyorsun insanı.''
Derin bir nefes aldı ve dilini dudağının üzerinde gezdirdi. Bana dönmeden, yanıtladı.
'' Gözlerim siyah değil benim. Siyaha çok yakın. Her şeyi barındırıyorum ben içimde. Kini, nefreti, huzuru, hatta sevgiyi bile... Tek bir etken, beni siyah olmaktan alıkoyuyor. Umut, ben de bulunmuyor. Siyah, sadece karanlık değildir. Mavinin sadece umut olmadığı gibi. Evrendeki bütün renkleri karıştırırsan siyah oluşur. Ama sadece yeşil ve sarıyı karıştırırsan mavi olur. Umut ve huzur. Ötesi yok...''
13.02.2016
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"