ESARETTEN KAÇIŞ

ESARETTEN KAÇIŞ

  • WpView
    Letture 444
  • WpVote
    Voti 33
  • WpPart
    Parti 2
WpMetadataReadPer adultiIn corso
WpMetadataNoticeUltima pubblicazione dom, mar 27, 2016
WpInfo
Narrativa
Fantasy
Herkes bir şeyler yazar, herkes bir şeyler çizer. Kimi duygularını kimi gördüklerini bende yazmaya duygularıyla başladım... Tekdüze geçen o saatlerin ardından aldım eline defteri, kalemimi her bir satıra özetle işledim. Bu yazılan her bir satırı herkes kendine göre yorumlar kimi beğeni duygusuyla kimi de eleştiri gözüyle ve bazıları da kendini kaptırır bu duygu selimin içine... Hayatta herkesin çok keskin sınırları vardır. Nerede durması gerektiğini bilen nerede ne yapması gerektiğini ve eğer yaparsa başına neler geleceğini sezen sezen insanlar, ben bu insanları her zaman "Sorumlu İnsanlar" diye algılarım ve hayatı devam ettirmek için sorumluluk duygusu barındıran insanlara özenerek bakarım. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler. Hikayeler de insanların bir yansıması degil mi? O zaman bizde ilk aşama ile başlayalım. Yeniden ve yeniden birlikte doğalım...
Tutti i diritti riservati
Entra a far parte della più grande comunità di narrativa al mondoFatti consigliare le migliori storie da leggere, salva le tue preferite nella tua Biblioteca, commenta e vota per essere ancora più parte della comunità.
Illustration

Potrebbe anche piacerti

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • FIRTINA ZAMANI
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ+18
  • KORDELYA
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Kanlı Lordun Gelini

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

Più dettagli
WpActionLinkLinee guida sui contenuti