Koyu kahve gözlerinin etrafına özenle dizilmiş kirpikleri rüzgârdan nemlenmişti. Dudaklarında yarım yamalak bir tebessümle yumuşak bakışlarını gözlerimden ayırmıyordu. Üstü kabuk tutmuş yaralar taşıyan elleri üniformasının ceplerinde gezindi. Sol göğsündeki cebinden iki parmağının arasına aldığı mor bir çiçeği çıkarıp rüzgârda yüzüme doğru dağılan saçlarıma uzandı. Çiçeği kulağımın arkasına, saçlarımın arasına nazikçe yerleştirdiğinde tanıdık kokusu burnuma çarptı. Utangaç bakışlarım bir süre etrafta oyalandığında eliyle çenemden tutup dikkatimi ona vermemi sağladı.
Sınırın hemen ötesinden alışmaya başladığım bomba ve tüfek sesleri geliyordu. Güneşin kendini çekmeye başladığı gökyüzünde patlamalara ait ışıklar yanıp sönüyordu. Geceye uzanan günün ışıltısında hissedebildiğim tek şey içine çekildiğimiz karanlıktı. Ama ben çoktan onunla o karanlıkta da yaşayabilecek kadar kapılmıştım ona.
Yüzüme yaklaşan elleri tenimi bulduğunda gözlerimi bir an olsun kırpmadan gözlerinin içine baktım.''Kalmak istiyorum,'' dedim fısıldayan bir sesle. ''Kalmanı istiyorum.'' dedi aynı sakinlikle. Ama gitmem gerektiğini biliyordum, avuçlarının sıcaklığından, gözlerindeki o kimsede bana karşı görmediğim yumuşak ifadeden, bana verdiği güvenden kopup dönmem gerektiğini biliyordum. Onu bir daha göremeyecek olmaktan, bu düşüncenin kıyısında bile dolaşmaktan dehşete kapılıyordum.
|| Mardin'den Kaçış Serisi: I ||
* Kurgu ve isimler değiştirildi.
"Bazen evler, dört duvar olmaz."
Kadın küçücüktü fakat adamın kalbinde adamdan bile daha daha büyük bir yer kaplamıştı.
Bunu kabul edemiyordu adam. Kırıyordu döküyordu ama bunu kabul edecek kadar cesareti yoktu.
Çünkü karşısında gördüğü küçücük kızı hayatına alırsa onun tüm masumiyetini, içinde sönmeyen ateşle yakacaktı.
* Cinsel içerikli sahneler vardır.
*Kapak tasarım şahsıma aittir *