GİT- saat 18:10 bir şeyler okuyayım diyordum. titreşim ile irkildim biraz dalmıştım. uzanıp baktığımda gördüm yine o'ydu. her zaman heyecan ve heves ile açtığım telefonu nedendir bilmem bu sefer sakince açtım. "n'apıyorsun" dedi. bi gariplik seziyordum. "bilgisayardayım. sen n'apıyorsun" dedim. saçma sapan bir kaç cümle geveledi ve "sana bir şey anlatmam gerekiyor zamanın var mı?" diye sordu. vardı tabii ki. bu güne kadar ne zaman ona zaman ayırmamıştım? ama bir sorun vardı. 4 yıllık beraberliğimiz süresince ilk defa böyle bir soru sormuştu. gündelik/her zaman anlattığı bir şey olmayacaktı hissediyordum. "tabii ki var. neden olmasın" dedim. hiç zaman kaybetmeden, "az sonra söyleyeceklerimden sonra kesinlikle küsmek yok. tamam mı?" dedi. hepiniz bu acıyı yaşamışsınızdır eminim! bilgisayarın ekranına bakıyordum ama yemin ediyorum ne gördüğüm hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. "söz ver küsmeyeceksin veya küçümsemeyeceksin" dedi. heyhat! kainat'ta eşinin benzerinin olmadığını düşündüğüm birini nasıl küçümseyebilirdim? "Söz veriyorum" deyip anlatmasını bekledim. He birde dün beni sabahın erken saatinde arayıp onu sevip sevmediğini sormuştu. Uyku sersemliği ile olan aşkımı bir kez daha dile getirmiştim. Tabii ki o da her zamanki gibi umursamayıp telefonu kapatmıştı. Neyse asıl olaya geliyorum ağzından şu cümleler döküldü; "Ya ben geçen hafta bir çocukla konuşmaya başlamıştım İnstagram üzerinden. Sonra takipçilerinde Zevcan'ı gördüm ona gidip sordum nasıl birisidir diye. O da çok iyi birisi bizim mahallede oturuyor. Tanıyabileceğin en iyi kişi diye cevapladı. Daha sonra bana 'İnternet paketim bitiyor. Numaranı versene sms'den konuşuruz' dedi. Ben de kabul ettim. Bir kaç gün önce konuştuk bununla. 2 gün önce de dışarı çıkalım gelir misin dedi. Evin önüne gelmiş arabasıyla. Aşağı indim başta arabaya binmek istemedimAll Rights Reserved
1 part